3 Eylül 2009 Perşembe

DOZER GÖLGESİNDE KARPUZ!


BU HAFTAKİ SIKILHAN'DAN HIRGÜRKANLI BÖLÜM:

- Alo Sıkılhan kardeş, aç 3G’yi kafaları tokuşturalım... Alo Hırgürkan ben, reis... Alo... Bak açmadıysan sen kaybedersin. Gündemden düşmek bilmeyen hunhar bir cinayetle ilgili bazı açıklamalar yapıcam.
- Sen de mi?
- Ne demek sen de mi? Biz bu alemlerin adamı diil miyiz lan? İnfaz timleri, mafyalar şeysi, türlü çeşitli yırtıcılık, örtbas ve cebellezi işlerine bakmıyo muyuz. Cukka patlatıp kelle almıyor muyuz? Gerektiğinde ekmee ve namusu için bileğiyle yüreğiyle, çocuklarına bir baba, kadınına mertçe, delihanlı gibi...
- Kesikbaş cinayeti mi?
- O konuda herkes söyledi söyliceeni olm, ortamda namusluyla vazife yapan gerek tıp mensupları gerekse olayda emeği bulunan personeller ve yüce yargı yaralanmaya çalışılındı gibi bazı izlenimlerin oluşmasına yol açılmıştır bugün. Herneyse geçmiş mevzuu o. Hani benim o olaya karışıp bi şekilde bi ün kazanıcağım yok. Bizim olayımız daha acanaip: Pedere Siyah Fosfogen Minibüs yüzünden borcu olan bi şerafsiz vardı, kendisine naapsa beğenirsin.
Etekgiydirdibaldırındanbıçaklattıkasaptokacıyladövdümermiyiağzınaverdinamluyudötünesoktumermimanyağıyaptıcırıncıblaksoyupmeydanlardabenşerafsizimdiyebağırttırdı
- Hayır işte bilemedin hiç birisi diil. Kendisini TEM yolu kenarında boş bir araziye götürüp yırtıcı kuşa gagalattı. Yırtıcı kuş bunu yırta yırta gagaladı da gagaladı... Aslında babam “Bu klasik olucak, bir vaşak bulup ona pençelettirelim ipneyi, bize borç takmak neymiş alemler görsün, namımız yürüsün” dedi ama. Tee Afrikadan bu iş için getirttiğimiz vaşağı vazifesini yapamadan abimgil vurdu.
- Niye vaşağın da mı size siyah iri bi araçtan ötürü borcu vardı?
- Dalga geçme yavşak. Hayvan yolda aç kalmış abimgil buna yaklaşınca ıstırdı çocuğu. Abim de üzerine düşeni yaptı mecbureten. Hayvanı Kolombiya’dan getiren kurye şöför “Abi ben nerden biliyim vaşak ne yer? Bolu’da mola verdik kendisine taskebabı alıp önüne koydum dokunmadı. Sapanca yakınlarında Alabalık Tesisleri’ne girdik beş alabalık ısmarladım, kolası fantası, fındık lahmacunu... Hayvan yimedi. Yoluculuk tutuyo zaar, canı yemek çekmedi” dedi.
- Abin şöförü de vurdu...
- Yok abim vaşağa mermi yağdırdı... Kurye şöförü demo olsun diye yırtıcı kuşa yırttırdık. Baktık hayvan hakkaten işinin ehliymiş.
- Bak ne diycem bende insan yiyen bakteri var. Yırtıcı Gourup olarak ilgilenirseniz onlardan size verebilirim...
- Yok be aslanım “insan yiyen bakteri olayı” bizim alemlerde çok yankı uyandırmaz. Ne diycekler “Vay be Hırgürkan Reis’e bak, kendisine yanlış yapan adamı bakteriye yedirtti” saçma yani. “Piranhaya yedirtti” deseler bi parça..
- Ya ama benim dediğim et yiyen bakteriler piranhayı bile yiyo. O şekilde lanse edicen olayı.
- E sen nerden buluyosun bu bakteriyi. Rus.. Çin...Nedir menşei?
- Kendim yetiştiriyorum ayak parmaklarımın arasında. Ehe...
- Ulan var ya senin ayağını bacağını katil arılara sokturtmassam. Sen bekle haftaya bekle Afrika’dan iki kovan katil arı geliyo. O kovanları boşaltıcam üstüne, şerrafsiz. Sen kimle dalga geçiyosun yavuşak... Üstüne şekerli bişeyler sür bekle lan orda!


ECNEBİ MEMLEKETLERDE DE AÇILIM YAPIYOLLAR RÜVEYSA; DÜNYA GLOBALLAŞIYOR ARTIKIN. ŞO FOTOĞRAFLARA BAKAR MISIN?




ERİYECEĞİK HA HABARINIZ OLSUN!

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), küresel ısınmanın korkunç sonuçlarına gözlerini kapayan dünyanın dikkatini çekmek için elinden geleni yapıyor. Fotoğraftaki yaklaşık 1000 adet küçük buz adam Almanya'nın başkenti Berlin'de basamaklara oturtuldu ve güneşin altında 30 dakikada eridiler. Eser, Brezilyalı sanatçı Nele Azevedo'nun...


2 Eylül 2009 Çarşamba

İNSANIN KANINI DONDURAN BİR LAF : KAN PARASI


Gerçekten Kara Bir Bulut
Başı kesilen bir genç kız herkesin yüreğini sızlatır ve gideni geri getirmese bile, katilinin yakalanması insanı bir parça teselli eder.Ama Münevver Karabulut’un katili bir türlü yakalanamıyor.Bütün telefonların dinlendiği, internet yazışmalarının denetlendiği bir ortamda katil sır oldu.Bu işte bir mantıksızlık var. Çünkü saklanan bir genç, mutlaka birileriyle ilişki kuruyor ama nedense bir türlü şu meşhur “teknik takip” e takılmıyor.
***
Bu arada kurbanla katilin ailesi arasındaki ilişkiler de toplumdaki ayrı bir yozlaşmayı göz önüne koymakta.Bir aile, kafa kesen oğlunu korumaya çalışıyor. Büyükannesi onu “masum bir çocuk” olarak niteliyor.Ya masum olmasaydı ne yapacaktı?

***
Öte yandan öldürülen kızın babası, kamuoyunda yarattığı “acılı, hakkını arayan baba” görüntüsünden hızla sıyrılıyor.Böyle bir acının ardından yaşayamaz diye üzüldüğünüz insan, bir bakıyorsunuz ki katilin ailesinden 3 milyon euro kan parası istiyor.Artık her şeyin paraya dönüştürüldüğünün daha çarpıcı bir örneği olamaz herhalde.Başı kesilmiş kızının kan bedeli ne demek?Dünyanın hangi serveti bu acıyı karşılayabilir?

***
Neresinden bakarsanız bakın, bu olay yürek yakıcı.Ve bir genç kızın yerde kalan kanı, toplumdaki çürümeyi ortaya çıkarıyor.Katili koruyan aile, kan parası isteyen kurban ailesi, katili bir türlü yakalayamayan emniyet, yanlış raporlar düzenleyen Adli Tıp vs.Münevver Karabulut cinayeti, gerçekten toplumun üstüne çöken kara bir bulut gibi.

GALKIN LAAAAAAAAAAAAAN!


1 Eylül 2009 Salı

Emre “P.. kurusu” demiş

Fenerbahçeli Emre Belözoğlu, yine dilinin kurbanı oldu. Milli futbolcunun, geçtiğimiz pazar günkü Manisaspor maçında gördüğü kırmızı kart öncesi Nizamettin’e “p.. kurusu” dediği öğrenildi.

Hakem Tolga Özkalfa, dün Futbol Federasyonu’na gönderdiği raporda, “Emre, sarı kart sonrası rakibinin üzerine hızla gitti ve ‘p.. kurusu’ dedi. Bunun üzerine kırmızı kartımı çıkarttım. Bu kart sonrası Emre üzerime doğru geldi ve göğsü ile benim göğsüme şiddetli şekilde vurdu. Sendeledim. Araya Fenerbahçeli diğer futbolcular girdi. Emre, takım arkadaşlarının yardımı ile sahadan çıkartıldı” şeklinde ifade kullandı. Tolga Özkalfa’nın bu ağır raporu sonrası Emre Belözoğlu’nun 3 ya da 4 maç ceza alması kesinleşti. (Hürriyet)


GÜNAYDIN KALKIN BAKALIM BUGÜN YEPİSYENİ AÇILIMLAR GERÇEKLEŞTİRECEEZ.



İLAÇ sektöründe 20 yıl çalıştıktan sonra emekliye ayrılan pazarlama müdürü T.S. ilaç sektöründe dönen dolapları HABERTÜRK’e anlattı.

İlaç sektörünün“silah sektöründen de kirli bir sektör” olduğunu belirten T.S., satış baskısıyüzünden mümessillerin kötü yola düştüğünü söyledi. İlaçların reçeteyeyazılmasını sağlayabilmek için doktorlara buzdolabından uydu antenlerine varana kadar, her türlü hediye verdiklerini anlatan T.S. işin çığırından çıktığını, doktorlara geceyi geçirmek üzere kadın bile ayarlandığını itiraf etti.

T.S.’nin HABERTÜRK’e çarpıcı açıklamaları şöyle:“Piyasaya 1997’den sonra yabancı bir ilaç firması girdi ve doktorlara ‘Bu paydan sizin de hakkınıza düşen olmalı’ dediler. Beyaz eşya bayii gibi doktorlara uydu antenleri, televizyonlar, buzdolapları hediye etmeye başlandı.”

20 İLAÇ BİR DVD

“Bir doktora ne hediye alsak diye beyin fırtınasıyla toplantı yapar, hediyeleribelirlerdik. 2005’te DVD modaydı. Bir doktor, bir DVD oynatıcıya günde 20 ilaçyazarak hak kazanıyordu. En çok rağbet gören şeylerden biri de laptop’tu. Kamu sağlığı semt kliğinde kullanılmak üzere bir laptop bağışladık. Tabii bu gerçek bir bağış değil. Doktor aldı, kendi kızına verdi. Bu kadın daha sonra ilaç yolsuzluğundan içeri girdi. İlaç yazmaları karşılığında doktorlara aklınıza ne gelirse veriyorduk. Bir kulakburun boğazcıya lüks otomobil bile alındı. Bir doktora uydu anteni alındı. Bir doktora gece birlikte olacağı bir kadın bile ayarlandıvakti zamanında.”