9 Kasım 2010 Salı

"OLACAK" DA NEREYE KADAR GÖZÜM? HER YERİ "İNSAN KONSERVELERİ" SARDI. GERİYE KALAN DA AVM, HES VE KÖPRÜ.





Beton dediğin de bi yere kadar be annem. Bu memleketin gelecekteki üçerden bilmemkaç çocuğuna, soluycak temiz hava da lazım, temiz içme suyuyla tırmanacak ağaç da.
Yanlış mı konuşuyorum müdürüm.
Tamam ööleyse çekiliyim dök betonunu...

Bak ama bi daha söyliyelim tüylü dillerle;
"Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde,son balık avlandığında; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak...."


3 Kasım 2010 Çarşamba

BALTALI İLAH ZAGOR TENAY'IN ÇİZERİ ŞEHRİMİZDE


30 Ekim 2010 Cumartesi günü açılan 29. İstanbul Kitap Fuarı bu yıl pek çok yabancı çizgi romancıyı konuk edecek. Bunlardan şüphesiz bizler için en ilginç isim Zagor'un çizeri Gallieno Ferri. Ferri 4 Kasım gecesi önce Kadıköy'de Kargaart'a sonra da 6 Kasım'da Tüyap'a konuk olacak...


MİZAHHABER- Zagor’un efsanevi çizeri Gallieno Ferri ve İtalya’nın önde gelen çizgi roman çizerleri 29. Tüyap İstanbul Kitap Fuarı kapsamında Türkiye'ye konuk oluyorlar. 29. İstanbul Kitap Fuarına başta efsane çizgi roman Zagor'un çizeri Gallieno Ferri olmak üzere; Gianfranco Manfredi, Moreno Burattini, Graziano Romani, Laura Scarpa, Marcello Toninelli, Diego Cajelli, Riccardo Burchielli ve Marco Schiavone konuk olarak katılacaklar. İtalyan çizgi roman çizerleri; 6 Kasım 2010 Cumartesi günü İstanbul Kitap Fuarı’nda düzenlenecek söyleşide okurlarıyla buluşacak. 6 Kasım Cumartesi Tüyap'ta Karadeniz Salonunda saat:18.30'da başlayacak olan söyleşide "Amerikan Çizgi Romanları ve Fumetti" konuşulacak. Bu söyleşiye; Gallieno Ferri, Gianfranco Manfredi, Laura Scarpa, Moreno Burattini, Diego Cajelli, Riccardo Burchielli, Marcello Toninelli ile Türk çizgi romancı Ersin Burak katılacaklar. Ancak Kadıköy'lüler TÜYAP'taki etkinlikten 2 gün önce Kadıköy Kadife Sokak'taki Kargaart'ta düzenlecek özel gecede Zagor'un çizeri Ferri ile tanışabilecekler.

4 KASIM GECESİ FERRİ KARGART'TA...

30 yaşın üstü, özellikle de 40 yaş üstü herkesin yaşamında epeyce önemli yer tutan çizgi romanlardan biri olan Zagor'un 81 yaşındaki çizeri Gallieno Ferri 4 Kasım Perşembe gecesi 1001 Roman Yayıncılığın organize ettiği gecede Kargart'a konuk olacak. Gecede İtalyan rock yıldızı Graziano Romani Zagor için çıkarttığı "Zagor King Of Darkwood" adlı albümünü canlı olarak seslendirecek. Geceye katılanlar bu konserin öncesinde Kargaart'taki Zagor sergisini gezebilecek ve Ferri'nin söyleşisini dinleyebilecek ve Ferri'ye Zagor imzalatma şansı bulabilecek...


29 Ekim 2010 Cuma

SARI DOBRA: BEYİMLE SEMİREREK EVLENDİK

BEYİMLE SEMİREREK EVLENDİK AMA...

Merhaba Lanbânu Hanım. Beyim Çağdaş'la semirerek evlendik. Doğru okudunuz sevişerek değil. Kendisiyle aynı işyerinde çalışırken, ben "Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer" düsturu gereğince, Çağdaş'a evden getirdiğim öğlen yemeklerinden yidirmeye başladım. Elceğizimle yaptığım cevizli kadayıf dolmaları, hünkârbeğendiler, içli pilav, kısır, kolböreği ve sarmalar, beraberinde tutkulu bir aşk getirdi.
Çağdaş'ın doksansekiz, benim seksendokuz kilo olduğumuz doksanyedi yılında aile arasında yapılan sade bir törenle dünya evine girdik. Aynı yılın sonunda onar kilo daha aldık. Evlilik hayatının huzur ve güven dolu ortamında kanepeye kurulup sıcak bir battaniye altında sarmaş dolaş televizyon izlerken elbette çok mutluyduk. Minik çerez tabakları, tereyağında patlatılmış mısırlar, maç geceleri bi kaç kutu bira... Sözün kısası, dışardaki vahşi dünyadan uzakta birbirimize yetiyorduk, herkes ilişkimize gıptayla bakıyor, "Rüveysâ bu tiple hayatta koca bulamaz" diyen faraş ağızlı karılar hasetlikten yarılıyorlardı...

KENDİMİZDEN GEÇTİĞİMİZ BİR GECE KANEPEYİ KIRDIK

Evet aşkımızın mabedi, sunak yeri, beşiği, televizyon karşısındaki o kanepe kendimizden geçtiğimiz bir Yaprak Dökümü gecesi çattadanak kırıldı. Dizinin en heyecanlı yeriydi, mısır patlağı ve cevizli sucuk yiyerek Ali Rıza Bey'in başına gelen talihsizlikleri izlerken hop oturup hop kalkıyorduk. Hiç unutmuyorum o esnada bir "sıralı otogaz sistemi" reklamıyla dizi kesildi. Beyim Çağdaş "Tam da yerinde kesiyo şerefsizler. Hay sokiim, sıralı otogaz sisteminize" diyerek kanepede şöyle bir doğruldu. Belki aynı anda ben de gereksiz bir devinime girmiş olabilirim, bilmiyorum. Uzatmıyayım, o kanepe o gece kırıldı ve bu olay mutluluğumuzun dönüm noktası oldu.
Çağdaş, kırılan kanepeye ait çivi ve kıymıklarla yarlanırken ben olayı hafif sıyrıklarla atlattım.

AŞKIMIZI BİTİREN TETANOS AŞISI

Beyimin böğrüne giren paslı kanepe çivileri nedeniyle hastaneye gitmiştik. Kendisine hastabakıcı Zuhal'in vurduğu tetanos iğnesi'nin ilişkimize hunharca enjekte edilen bir ayrılık zehri olduğunu nerden bilebilirdim.
Daha o dakka Zuhal karısı beyimin göbeğinde aşı vurduğu yeri oğuştururken "Yazık size pek kilolusunuz Çağdaş Bey. Obezite'nin kanserle beraber bir çok soruna yolaçtığını biliyoruz" diyerekten işveli cümleler kurmaya başlamıştı.
Bu olaydan sonra Çağdaş yüzseksen kilo, düzeltiyorum, yüzseksen derece değişti, bambaşka bir insan oldu. Yıllarca ilmek ilmek örerek kendime koca yaptığım o domestik tombik gitti, yerine kurnaz planlar içinde dönen bir fırıldak geldi. Artık yemeklerimi yemiyor, Yaprak Dökümü'nü geçtim Kurtlar Vadisi'yle Ezel'i bile seyretmiyor, bir zamanlar yayın saatini iple çektiği, arasına sıralı otogaz sistemleri reklamı girince deliye döndüğü bu dizilerin yayın saatinde kilo verme amaçlı yürüyüşlere çıkıyordu.

ERKEĞİMİN KALBİNE TEK VESAİTLE GİTTİĞİM YOLU DARALTTI SÜRTÜK

Sessiz telefonlar, uzayan kilo verme koşuları, "Hassas terazide tartılıcam" diye ortadan kaybolmalar.... Bütün bunlar başta beni kuşkulandırmamıştı. Çağdaş; kupon yapıp lig tivi seyreden, cumartesileri muhakkak annemgile gittiğimiz, pazarları düzenli olarak oto yıkamacıda Doblosunu yıkatan, herşeyi ayna gibi ortada, ideal kocamdı benim. Hakkaten aklıma kötü bişey gelmiyordu. Şimdi düşünüyorumda aklım yokmuş benim.
"Hanım ben düşündüm taşındım, mideme kelepçe taktıracam" dediğinde sevinmiştim. Kelepçeylen felan kilo verirse koşuya çıkıp ortadan kaybolmaklardan vazgeçebilirdi. Hemen onay verdim kendisine.
Ne kadar salakmışım ki kelepçe ameliyatından sonra başucundan ayrılmayan Zuhal karısının cilveli hallerini "Normaldir, kadıncaaz hastabakıcı, burda çalışıyor. Hepimiz aslen Yozgatlı olduğumuz için nekâhat dönemindeki hemşehrisine sahap çıkıyor" diye değerlendirmiştim.
Heyhat, bir zamandan midesinden geçen yolla kalbine gittiğim Çağdaş yuva yıkıcı bir kadın tarafından midesine kelepçe taktırtmaya ayartılmış, benim geçtiğim yolları trafiğe kapatmıştı. Kısa süre içinde Çağdaş
* 95 kilo birden verdi, saç ektirdi, bıyığını kesti, arabayı değiştirdi.
* Cumartesi günleri annemgile gitmez, kupon yapmaz oldu.
* Yozgat Yerköv'deki atadan kalma tarlaları sattı, parasıynan "yatırım yaptım" dedi. (Meğersem Zuhal karısına Haznedar Kiptaş'tan daire almış. Bunu ben sonradan öğreniyorum)
* "İşyerindekilerle beraber umreye gidiyoruz. Şimdi gitmemek olmaz, devir böyle gidemem felan dersem patron bi kalemde siler beni. Onun da eli mecbur biyerde, ekmeğinin peşinde ihale kovalıyo" diyerekten on günlüğüne kayboldu. (Zuhal karısıyla güneyde sanatçılı bir otele gidip alem yapmış eşşoğleşek. Tabi ben bunu sonradan öğreniyorum)
* "Kelepçe enfeksiyon yapmış, haftanın iki gecesi kliniğe yatıp serum alıcam" deyip eve gelmeyi de kesti (Klinik mlinik yok ortada. Zuhal'e açtığı eve gidip orada sabahlıyomuş körolası. Ben bunu sonradan öğreniyorum tabi)...
Hızla karşı manevra yapıp ben de Sibel Can diyeti yapmaya başladım, terleten eşortman, tokluk sinyali gönderen yüksük, göbekten titreten kemer kullandım... Ama iş işten geçmişti bir kere... Sonradan öğreniyorum, kaynım Sefer'e "Abi ben Rüveysâ'yı o tombuş haliyle seviyodum. Tuttu iskeletora çevirdi kendini, hepten sıtkım sıyrıldı vallahi" diyesiymiş.
Anacım sen söyle, naapıyım şimdi ben? Kocamı bana geri verebilir misin?

(...)

CUMHURİYETİ NİÇİN YIKAMAZSINIZ?

Cumhuriyet gazetesindeki yazılarına 3 Kasım'da başlayacak olan Bekir Coşkun, Cumhuriyet Ankara'nın 29 Ekim özel sayısına başyazı yazdı... (Vatan)

Cumhuriyeti niçin yıkamazsınız?

Bekir Coşkun - Onuncu Köy

Başınızı dört bir yana çevirip bakın; her şey Cumhuriyetin eseridir…
Şu şehirler, şu kasabalar, şu yollar, şu otomobil fabrikaları, şu üniversiteler, şu okullar, şu hastaneler…
Şu okul bahçesinde oynayan çocuklar…
Şu üniversiteli kız…
Şu sırtında bilgisayar çantası olan oğlan…
Son lokması ağzında, saçına tokasını takarken işine koşan kadın…
Şu alnında yaşamın derin çizgilerini taşıyan duraktaki adam…
Ben…
Siz…
Hepimiz…
Türkiye Büyük Millet Meclisi…
Cumhurbaşkanı…
Başbakan…
İktidar, muhalefet, siyaset, seçim sandıkları, tümü Cumhuriyetin eseridir…
Cumhuriyetin koltuğuna oturmuş, Cumhuriyete burun kıvıran badem bıyıklı… Cumhuriyet olmasaydı inek güdecekti, Cumhuriyet adam etmiştir onu…
Cumhuriyetin eseridir…
Övünerek yaptıklarını söyledikleri her şey, ama her şey cumhuriyetin eseridir…
Türbanlısı…
Cüppelisi…
Yobazı dahi…
Tümü Cumhuriyet’in sağladığı özgürlük ortamının eserleridir…
“Çok iş yaptık” diyor cumhuriyete kızan ahmak…
Sekiz senede mi büyütüp de yetiştirdin; ekonomistleri, bankacıları, profesörleri, bürokratları, gemi, uçak, makine mühendislerini?.. O yolları yapan şantiye şefini, o dozer şoförünü, o haritacıyı, o kısım amirini, o plancıları?..Pekiiii…Cumhuriyet olmasaydı hangi toprak üzerine yapacaktın yol, hangi toprak üzerine kuracaktın fabrika?.. Hangi özgür-bağımsız ülkenin, hangi çağdaş okullarında büyümüş, hangi Batı gibi üniversitelerde okumuş insan gücü sana “çok iş yaptık” deme olanağını verecekti?..
Cumhuriyeti yıkma hevesiniz için dahi ona muhtaçsınız..Onun demokrasisinden yararlanmak, onun özgürlük ortamına sığınmak, onun kurumlarını ve kurallarını kullanmak, onun koltuklarına oturmak, onun kıyafetini giymek, onun çatısı altında durmak zorundasınız…
Cumhuriyetin gücü de buradan gelir…
Bu yüzdendir; yıkamazsınız Cumhuriyeti…

27 Ekim 2010 Çarşamba

SIKILHAN: "TEBRİKLER KOL SAATİ KAZANDINIZ" YETER ARTIKIN!

- Aloğ, Sıkılhan Öflan'la mı görüşüyorum Nurcall ben, şey çağrı merkezinden arıyorum, aezin kızlık soyadı, doom taariniz günayıl olarak... Her neyse sizi şunun için aradım, tebrikler kol saati kazandınız...
- Ohağğ... Bu kadar mı düştünüz Nurcall? "Tebrikler kolsaati, kontör, bedava tatil kazandınız" felan diye basit dolandırıcılıklara mı kaldınız? Çıkardınız beyaz yakaları ha, altgeçitlerde kıstırıp cüzdan için piçak da çekersiniz yakında siz insana...
- Saçmalama sayın abone o kadar da diil. Şirket küçülmeye gitti, araştırma- geliştirme, ARGE bölümünden eleman çıkardılar. O elemanlar abone- muudi başına bi kaç kuruştan bir iki trilyonluk adam yoluşları için kampanyalar, tarifeler, tasarruf paketleri felan geliştiriyolardı. Şimdi onlar olmadığı için paket, tarife felan gibi şeyler yerine bi süre böyle idare edicez. Alcan di mi kol saatini, hakkat kazandın bak... Ay keşke ben kazansaydıım, kollarıma taksaydım, amanda ne güzel olurduuu, çok şık duruduuu, seçkiin, tarz sahibiiiğ... Evet?
- Madem gözünüzü kararttınız telefonla kafa zkmeden de yapabilirsiniz bu işi. Dandirik telefon pili satarken bile nüfus kağıdı fotokopisi istiyosunuz. Herkesin herşeyi elinizde. O fotokopilerle, evraklarla felan direk dolandırıcılık yapabilirsiniz. Telefonda adam hanutlamaya harcadığınız para da cebinizde kalır...
- Çok iyi yaa. Şirket poltikısı ve sizingüvenlığınız gereği hattı dinleyen süpervayzırımız Cavlaksun Bey "Sayın Sıkılhan Öflan Arge Departmanımızda çalışmak ister mi?" diye soruyor. Haa, çalışır mısın bizimle Sıkılhan? Bööle bi kaç fikir daha üretsen, ayın elemanı seçilir, bonus üstüne bonus kazanırsın. Deneme süresinde akbil ve yemek fişi alıcaksın. Süpervayzırımız Cavlaksun Bey "Yakın dövüş biliyo mu" diye soruyo. Sahada çalışabilir miymişsin, saha dediğim, altgeçitler, arka sokaklar kuytular felan, buralarda dolaşanlar üzerinde yani... Alo kapadın mı? Kapamamalısın. Bak Cavlaksun Bey "win- win" diyo. Kazan- kazan olayı yani. Akşamları getirdiğin paranın bi kısmını sana vericez. Hakkat kapadın mı, teptin mi fırsatı... Aphtaaal... Aphtaaal...

TÜYAP BEYLİKDÜZÜ KİTAP FUARI İLETİŞİM İMZA GÜNLERİ



MİZAH DERGİSİ KAPAKLARI