BU, MİZAH YAZARLARI TARAFINDAN ÜRETİLEN BİR BLOG OLUP GAZETE ALINTILARI DIŞINDA YER VERİLEN HABERLER GERÇEK DEĞİLDİR.MİZAH ANLAYIŞI AYIRT ETME YETİSİ HENÜZ GELİŞMEMİŞ OLANLAR İÇİN ÇEŞİTLİ SAKINCALAR İÇERİYOR OLABİLİR. SİTEYE KATKIDA BULUNAN KİŞİLER, SAYFANIN SAĞ ALT BÖLÜMÜNDEKİ KÜNYEDE BELİRTİLMİŞTİR. TWİTTER'DA VE İNSTAGRAMDA HİÇ BİR ŞEKİLDE ŞUBEMİZ YOKTUR
4 Şubat 2012 Cumartesi
3 Şubat 2012 Cuma
Web sitesini felan da kapatmışlar. Gözünüzü üstünden ayırmayın, fare gibi üfleye üfleye içerden yirler, haberiniz olmaz.
BAG Yorum: Yok be gözüm, hemen "Bu zihniyyet de herşeye hayır deyor" deme. Sivil Toplum dediğin bööle olur. Ortak varlıklarını "yiyip yutmasınlar" diye dikkatlice gözetler. Arzu dolu müteaahidlere "Bak gözlerimiz üzerinizde" der ki, herif coşup etrafı tükkana otele boğmasın. Ayrıyetten o arzu dolu kenelerin zevksiz AVM'leri "konakları, towerleri rezidansları" da ortada. Spor olsun, çatlak ses çıksın diye değil, vaktiyle cebellezi edilmiş ortak varlıklarımız yüzünden, mevcut sabıkalar yüzünden yani, böyle paranoyak oldu bu zihniyyet. Bu tuğla sizden düştü güzelim.
2 Şubat 2012 Perşembe
ÖNCE "İNSAN" BİR NESİL YETİŞTİRMENİN GAYRETİNDE OLALIM REİS. EVVELA "EŞREF-İ MAHLUKAT" OLSUN GERİSİ GELİR
BAG Yorum: Küçük yaşta kız çocuklarını senetle alıp satan hesapta "tüccarlar", zihinsel yetersiz, çoluk çocuk demeden tecavüz için "sıraya geçen"; sözümona memurundan, esnafına bazı ikiyüzlü "eşraf" ve bunları örtbas için diplomalarını, makamlarını kullanan eşraf ile işrete teşne kimi yetkililer...
Uzaktan bakıldığında çoğu "aile babası", kimi "ekmeğinin peşinde esnaf" falan filan.
Yani hakara makaradan uzak "zırtapoz, zirzop, papaz kılıklı, açık saçık" kimseler değiller. Bu tüyler ürperten "ahlaksızlıkların" hemen hepsi, çok daha muhafazakar görünümlü küçük illerde ve kasabalarda usta bir riyakarlıkla kendini yutturan kişiler tarafından gizlice gerçekleştiriliyor.
Hal böyleyken; önce insan bir nesil yetiştirmenin gayretinde olalım reis. Evvela "eşrefi mahlukat" olsun yeter. Gerisi zaten gelir...
ÖYKÜ: Çürük Bir Aşk Hikayesi
- Sana söylemem gereken şeyler var Sururi. Bunları duyduktan sonra eğer beni olduğum gibi kabul edemiyceksen, şimdiden ayrılıp arkadaş kalalım. Masrafa girme, düğün parasını euroya çevirip bankaya koy.
- “Ben bir katırdım, ameliyatla kadın oldum” cümlesi dahil söyleyeceğin her şeyi kabul ederim Gülşok. Gönül bu, seviyorum işte seni, her türlü kabulümsün.
- Ben bir doktorla iki yıl eşantiyon hayatı yaşadım...
- Nasıl yani Gülşok? Niye şantiyon, ne şantiyon, kaç kere şanttınız?
- Gazeteler yazdı duymuşsundur. Bir ilaç firması, reçetelerde kendi markaları kullanılsın diye bazı doktorlara eşantiyon olarak kongre otellerinde kadın ikram ediyodu ya... İşte ben o kadınlardan biriydim. Doktorun kaskosu yoktu, bir trafik kazasında, karşı tarafın hasarını ödeyemeyince beni “hoş bir kaza anısı” olarak “karşı tarafa” verdi.
- Vay alçak, sonra da o hurda arabayı “Doktordan araba” diye gazete ilanı verip kim bilir hangi saftiriğe sokmuştur. Fakat, her meslek gurubunda birkaç çürük elma bulunuyor işte. Burada namusuyla çalışıp, eşantiyon adı altında rüşvet kabul etmeyen ve gerçekten arabasını temiz kullanan doktorları tenzih ediyoruz, değil mi Gülşok?
- Elbette Sururi. Her neyse, demin anlatıyodum adam beni “karşı taraf”a verdi ya işte bu karşı taraf belediyeyle iş yapan bir müteahhitti. Beni fazla elinde tutmayıp kaçak kata göz yummaları karşılığında bazı belediyecilere devretti. Böylelikle, bir süre kaçak kat karşılığı bir belediyeciyle yangın merdiveni olmayan bir otele kapanıp dost hayatı yaşadım. Otel sahibi olmayan yangın merdivenine göz yumması karşılığında belediyeciden oda parası almıyor, kahvaltıda fazladan iki tane yumurta veriyordu.
- Bi saniye Şokgül. Burada, daha önceden yapılan hatalar nedeniyle artık içinden çıkılmaz bir megapol haline gelmiş İstanbul’u, belde belde bayındır ve mamur hale getirmek için canını dişine takmış çalışan belediyecileri tenzih ediyoruz. Maalesef içlerinde rüşveti bir alışkanlık haline getirmiş kirli bir, bilemedin birkaç kişi vardır. Bu tür münferit hadiseleri bütün bir camiaya maletmeye kalkışıyormuşuz gibi anlaşılmasın. Ayrıca memlekette “bacasız sanayii” olarak anılmakta olan turizm sektörüne canla başla hizmet veren otel ve otelcilik camiasında da yangın merdiveni olmayan birkaç...
- Susar mısın Sururi! Bak ben hayatımdaki her şeyi bir bir açıklıyorum. Eğer senin de bana yapacağın bir açıklama varsa dinlerim. Mesela eğer manyaksan açıkla. Niye durup durup onu bunu tenzih ediyosun? Yarası olan gocunur. Her neyse uzatmayalım, derken bu belediyecinin karısı işe uyanıp medyaya koştu, adamın kirli çamaşırlarını haberden habere saçtı. Ben ise “İşte yuva yıkan kadın!” kadrosuyla haber merkezlerinin eline düştüm. Bir televizyonla anlaştım, yalnızca onların kanala çıkıp “Bilmemkimle hakikat saati” programında gözükücektim. Diğer kanallar beni kaçırmasın diye eve helikopter yollıycaklardı. Ben anlaştığım kanal yolladı zannedip yanlışlıkla başka kanalın helikopterine binmişim. İşler karıştı tabii, ilk anlaştığım kanal bana “oro.pu, dolandırıcı, çocuk hırsızı ve zührevi hasta” dedi, bindiğim helikopterin sahibisi olan kanal ise “Kader kurbanı mağdure, yetim, vitamin eksikliğinden ciğer hastası” diye yayın yaptı. Helikopteri olmayan bi başka kanal memlekete gidip üvey babamı buldu, adamı haber genel yayın yönetmeninin cipine bindirip İstanbul’a getirmeye çalışırlarken, Gebze yakınlarında daha başka bir kanalın servis aracı tarafından sıkıştırılan cip şarampole...
- Burada dur Gülşok. Kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla görevini yapmaya çalışan medya camiasını, gözünü raiting hırsı bürümüş birkaç çürük elmadan yola çıkarak “tu kaka” ediyormuşuz, kadir kıymet bilmiyormuşuz anlamına gelmesin. Beş parmağın beşi de bir değil Gülşok. Bu gün Susurluk Skandalı’ndan başlayarak birçok karanlıkta kalmış olayı aydınlatan etik sahibi medya çalışanlarını tenzih ediyoruz, etmeyelim mi, bırakalım bazı şeyler karanlıkta mı kalsın Gülşok? Hem bu aslında bu çürük elmaların da içlerinde birkaç çürük elma var diye çürük elmaların hepsine birden...
- Hay aklıma sümküriyim Sururi. Ben de seni sağlam bi ayakkabı zannetmiştim. Halbuki ciddi manyakmışın. Astronot lafı geçse “astronot camiasındaki çürük elmalar” diye başlıyo herif. Salaklık bende, her yerde birer ikişer derken, ortamlar komple çürük elmaya kesmiş, sağlam adamı nerden bulucaksın. Olmaz Sururi, ayrılalım anam biz. Hayır sen manyaksın diye değil, bu aleme doğucak çocuklarımıza yazık, o bakımdan.
- Evet biraz manyamış olabilirim Gülşok. Umutsuzluğa kapılıp hafiften kafayı sıyırmış olabilirim, elimde değil, gereksiz bir bant kaydı gibi konuşuyorum, doğrudur. Fekat, olup bitenlerden korkup sinmemek lazım. Tam tersine en az çürük elmalar kadar gözü kara, bitmez tükenmez bir yaşama hırsıyla hayata saldırmamız gerekiyor. “Biz de varız” deyip geriye kalan sağlam elmalarla saf tutmalıyız. Şimdi gel saadet içinde bir yuva kurup murâdımıza erelim. Bak biliyosun böyle durumlarda, yani murâda erilince, gökten üç elma düşer. Bu üç elma da çürük olucak diye bişey yok ki kardeşim. Yaa dur gitme Gülşok yaa, naapiyim elimde değil, benim manyaklığım da bu. Manyakların arasında da dürüst manyaklar vardır, yok mudur Gülşok? Birkaç kendini bilmez manyak yüzünden bütün manyak camiasını şeedemezsin. Beş parmağın beşi de bir mi? Hepimiz mi delirdik yani, hepimizi tenzih ederim ooek... (Atilla Atalay/ Ağlama Dolabı)
1 Şubat 2012 Çarşamba
31 Ocak 2012 Salı
TRİBÜNLERDE KAREKOD UYGULAMASINA GEÇİLDİ
İZMİR’de, ezeli rekabete sahne olan Karşıyaka ile Göztepe arasında oynanan son maçta, Karşıyakalı taraftarlar tarafından tribünde açılan barkodlu pankart için polis harekete geçti. Polisin, pankartı hazırlayıp açan kişilerin kimlik tespiti ve haklarında işlem yapılması için çalışma başlattığı belirtildi.
Atatürk Stadyumu’nda oynanan ve Karşıyaka’nın 1-0’lık galibiyetiyle sona eren maçta, Karşıyakalı taraftarlar tarafından tribünde açılan pankart dikkat çekti. Anlamsız şekillerden oluşan, ilk bakışta anlaşılmayan ancak 3G’li telefonların okuyabildiği QR kodlu pankartta, çeşitli dillerde ’O. çocuğu Göztepe’ yazdığı ortaya çıktı. Maçla ilgili 82 kişi hakkında işlem yapan İzmir Emniyeti, bu kez dünya spor basınına da konu olan pankartla ilgili harekete geçti. Polisin, güvenlik kameraları ve fotoğraflardan yola çıkarak, pankartı hazırlayıp açan kişilerin kimlik tespiti ve haklarında işlem yapılması için çalışma başlattığı bildirildi. (Vatan)
Atatürk Stadyumu’nda oynanan ve Karşıyaka’nın 1-0’lık galibiyetiyle sona eren maçta, Karşıyakalı taraftarlar tarafından tribünde açılan pankart dikkat çekti. Anlamsız şekillerden oluşan, ilk bakışta anlaşılmayan ancak 3G’li telefonların okuyabildiği QR kodlu pankartta, çeşitli dillerde ’O. çocuğu Göztepe’ yazdığı ortaya çıktı. Maçla ilgili 82 kişi hakkında işlem yapan İzmir Emniyeti, bu kez dünya spor basınına da konu olan pankartla ilgili harekete geçti. Polisin, güvenlik kameraları ve fotoğraflardan yola çıkarak, pankartı hazırlayıp açan kişilerin kimlik tespiti ve haklarında işlem yapılması için çalışma başlattığı bildirildi. (Vatan)
OKUT BAKİİM LA NE YAZIYO? "KAFAM GİRSİN" Mİ? VAY ŞEREFSİZ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










