
BU, MİZAH YAZARLARI TARAFINDAN ÜRETİLEN BİR BLOG OLUP GAZETE ALINTILARI DIŞINDA YER VERİLEN HABERLER GERÇEK DEĞİLDİR.MİZAH ANLAYIŞI AYIRT ETME YETİSİ HENÜZ GELİŞMEMİŞ OLANLAR İÇİN ÇEŞİTLİ SAKINCALAR İÇERİYOR OLABİLİR. SİTEYE KATKIDA BULUNAN KİŞİLER, SAYFANIN SAĞ ALT BÖLÜMÜNDEKİ KÜNYEDE BELİRTİLMİŞTİR. TWİTTER'DA VE İNSTAGRAMDA HİÇ BİR ŞEKİLDE ŞUBEMİZ YOKTUR
9 Eylül 2010 Perşembe
2 Eylül 2010 Perşembe
SIKILHAN: BUNALGÜL'ÜN ÖLÇÜLÜ AŞKI

- Alo Miriba, Sıkılan Öflan'la mı görüşüyorum, ben Şey Çağrı Merkezi'nden Callnur. Aezin kızlk soyodı, doom taariniz günayyıl olarak? Kepçellezine gaz gabarıyor? Labızıttınız mı?
- Ha? Ne? Bana bak Callnur, çağrı merkeziniz beni sadece "zzzt erenköy" demek için mi arıyor, bu yeni bir hizmetiniz mi? Onaylıyor musunuz?
- Burda soruları biz sorarız Sıkılhan Bey. Hele hele "Onaylıyor musunuz" sorusu tamamen bize aittir şirket politikısı geree... Yanlış anlama senin güvenliğin için bebeem.... Şimdi soruyorum: onaylıyo musunuz?
- Neyi onaylıyo muyum peki?
- Aslında tam olarak bilmiyoruz. Ancak şirketimiz sizi abone başına yirmibeş kuruş civarında kazıklamaya karar verdi.... De... Henüz bi kulp bulunamadı, Arge Departmanı içerde çalışıyo, akşama doğru bi "kampanya" felan bulurlar nasolsa. Ama sen şimdiden onayla istersen uğraştırma bizi. Soona çok yoğun oluyo, hızlı konuşuyoruz diye dalga geçiyosunuz. Bak şimdi sakin, tane tane soruyorum işte... Alo... Kapadın gene di mi? İyilik de yaramıyo lan bunlara... Alo... Onaylayıp da kapasaydın bari maymun... Kalbimizdesin Sıkılhan Öflan, seni hiç unutmıycaz, durmadan arıycaz, ıhıhahahaa...
* * *
- Allo, naaber Sıkıl, Bunagül ban. Baksana ne diicam, bizde bi tuhaflık var. Yaz sonu olması bakımından şu sıralarda "ilişkimizin üzerinde karabulutlar dolaşıyo" olması lazım. Uzmanlar ööle diyo ama ben bişe hissetmiyorum, peki sen?
- Hağ o ilişki senin miydi?
- Aslında tebi, onu uzmanlar "yaz aşkı" için söölemiş olabilirler. Normal ilişkide partnırların birbirine ilgisi 3.333333333 yıl sürüyo biliyosun uzmanlara göre, tam bi rakam çıkmıyo esasen...Yaa baksana sen sessiz sessiz naapıyosun orda...
- Kendimi 0,456 ile çarptım Bunalgül...
- Niye ki, uzmanlar ööle mi diyo? Bu yıl ilişki katsayısı ööle mi açıklamış, ben kaçla çarpıcam peki? Bi dakka bişi söölicam, bunu elimizde hesap makinası varken bi daha konuşalım olur mu, yanlış bişi yapmak istemiyorum bu ilişki için... Baksana, ne diicam...
- Bişi söölican.
- İvet... Rakamlardan felan söz edince "Altın oran" diye bişe var bi de uzmanların söölediği. Yüzün simetrisi, boyun basen genişliğine oranı, çene ucuyla göbek deliği arasındaki mesafenin, ayak baş parmağının, dizkapağının tam ortasındaki noktaya uzaklığına farkı... Bunlar haytımızı etkileyen rakamlar... Cep telefonumuzu, ayakkabı numaramızı hepsini ezbere biliyoruz ama....
- Onyedi cm, artı, çıkarmadan beş...
- Yoh! Sıkılhan, var ya, tam otuzbeşbin hayvan oturuyo senin içinde. Terbiyesizlerce kere terbiyesizsin. Derhal ört şu telefonu, kendini sıfırla çarp, yutan elemana yutul, arama bi daha beni...
(Bu haftanın Leman'ından özetlenerek)
30 Ağustos 2010 Pazartesi
BU AY LANBANU OHNUR....
KOCAMIN GEÇMİŞTE BEN OLDUĞUM ORTAYA ÇIKTI
Sayın Lanbanu Ohnur, arapsaçına dönmüş bir çok ilişkiyi çözmeyle ünlü bir yaşam koçu ve ilişki uzmanı olmanız nedeniyle, bu durumu size açmayı uygun buldum...
Maceramız, eşimle beraber güncel bir modaya uyarak soylarımızı en ince detayına kadar araştırmaya kalkışmamızla başladı...
Başlangıçta eşim Sunder'le yaptığımız birkaç kütük incelemesi beni çok etkilememiş olmasına, hatta Sunder'in bu konudaki çalışkanlığını bir dalga konusu yapmış olmama rağmen sonraları benim de bu esrarengiz konudaki iştahım arttı...
Çünkü soyumum onbirinci yüzyıl Britanya asillerinden, iyi at binmesi, ok fırlatması, davul dövmesi ve yorgan dikmesiyle tanınan iki çocuk annesi Clara Atkinson'a dayanabileceğine ilişkin belgeler elde ettim...
Clara, yani o tarihlerdeki ben, daha sonra bir arpa suyu çıkartma şenliklerinde tanıştırıldığı Floransa'lı bir terziyle evleniyor, ve bu evlilikten.(...)
Ben tam bu ciddiyetle ve her geçen gün artan esrarengiz bir diziyi izler gibi, eşim Sunder'e anlatırken, kendisi birgün aniden bana
" Lan yeter, zzna çaktığımın karısı evde çocuklar üç gündür aç dolanıyo, kırdırıcan soyunun sopunun ağzını o olucak" dedi.
Ben, bunu tarihte "Sunder'in manyağa bağlayıp camı çerçeveyi kırdığı ve benim çocuklarla abimgile sığındığım an " anlamına gelmek üzere şöyle bir isim takarak defterime kaydettim...
SUNDER'İN MANYAĞA BAĞLADIĞI YAVAŞLAMA DÖNEMİ...
Sunder benim tarihi araştırmalarıma soğuk bakmaya başladığı sırada ben derinlerde kalmış soyumun asilliği gereğince kendisini hiç taklamadan başta Sayın Murat Bardakçı olmak üzere bir takım tarihçilere başvurdum, internette ilgili gruplara kaydolup Birmingam ve Zelanda'yla yazışmaya başladım....
Aramızdaki karı koca ilişkisi ise iyice soğumaya yüz tutmuş, Sunder içkiye başlamış ben ise lüleli ve pudralı peruka takarak evde dolaşmaya başlamıştım. Zira mensubu olduğum hanedan ev içinde genelde o şekilde dolaşmaktaydılar.
İnce belli demir telden kafesli saten etekler giyme planım ise demircinin ölçüyü yanlış alması, "malzemeye zam geldi" felan diyerek işi uzatması nedeniyle maalesef gerçekleşemedi. Sanayii'deki dükkana verdiğim malzeme parasını istemeye gittiğim Demirci Senai Efendi üzerime kaynak arkıyla elektrik şelaleleri saçarak beni kovaladı.
Ben de ileride, geçmişteki soyumdan kalan mirasla o sanayii sitesine bir giyotin kurdurup kendisini oracıkta halletmek üzere tarihimin tozlu yapraklarına minik bir not düştüm...
TOKİ SÜİKASTİ- SUZAN'I KASTİYYE VAKASI
İnternetten bulduğum Kanada Ontorio'daki bir Soy Araştırma Şirketi'ne 4750 dolar kadar bir para yolladığımı duyan Sunder'in beni bir ekmek bıçağıyla yaraladığı o meş'um lanetli suikaste ise, Gaziosmanpaşa 2. Etap TOKİ evlerinde geçmesi bakımından yukarıdaki adı verdim.
Daha sonra abim Zübeyir'in araya girmesiyle olay bir antlaşmayla geçici olarak barışla sonuçlandı...
Zübeyir Abi Antlaşmasına göre;
1) Taraflardan Sunder içkiyi bırakıp eve dönecek.
2) Taraflardan Suzan hergün en az iki kap sıcak yemekle beraber bir porsiyon cacık ve/veya salatayı evde bulundurmayı taahhüd edicek.
3) Peşinatını Zübeyir Abi'nin ödemesi şartıyla taraflardan Sunder'e bir adet Doblo araba alınacak.
4) Taraflardan herhangi bir tanesi antlaşmayı bozacak olursa Zübeyir Abi o tarafın ağzını burnunu kıracak....
Antlaşma Zübeyir Abi'nin Bağcılar TOKİ 3. ETAP konutlarında, şahitler Kadriye Kuytu (Eltim) ve Mustafa Bodur (Kadriye Ablamın abisigil) huzurunda imzalanmış ve an itibarıyla yürürlüğe girmiştir...
ZÜBEYİR ABİ ANTLAŞMASININ SÖZDE İHLALİ
Yukarıdaki antlaşmayı hep beraber okuduk. Görüldüğü gibi taraflardan Suzan'ın yani benim derin soy araştırmalarımı devam ettirmemi engelliycek bir madde yok. Tamam cacık var, efendime sööliyeyim iki kap yemek var ama Suzan "tarihin derinliklerine dalmıycaktır" deye bir harf dahi geçmiyor...
Bu durumda ben de soyumun derinliklerine doğru araştırmalarıma devam ettim.
Bir medyumla anlaşıp hipnoz olayına karar vermemiz o tarihlere rastlar.
İleri Medyumluk ve Hipnotizma Koçu Hürrem Bey bana on, on beş seans boyunca derin hipnozlara girerek geçmişimin en derin noktalarına inebileceğimi söyledi(...)
Sayın Lanbanu Ohnur, arapsaçına dönmüş bir çok ilişkiyi çözmeyle ünlü bir yaşam koçu ve ilişki uzmanı olmanız nedeniyle, bu durumu size açmayı uygun buldum...
Maceramız, eşimle beraber güncel bir modaya uyarak soylarımızı en ince detayına kadar araştırmaya kalkışmamızla başladı...
Başlangıçta eşim Sunder'le yaptığımız birkaç kütük incelemesi beni çok etkilememiş olmasına, hatta Sunder'in bu konudaki çalışkanlığını bir dalga konusu yapmış olmama rağmen sonraları benim de bu esrarengiz konudaki iştahım arttı...
Çünkü soyumum onbirinci yüzyıl Britanya asillerinden, iyi at binmesi, ok fırlatması, davul dövmesi ve yorgan dikmesiyle tanınan iki çocuk annesi Clara Atkinson'a dayanabileceğine ilişkin belgeler elde ettim...
Clara, yani o tarihlerdeki ben, daha sonra bir arpa suyu çıkartma şenliklerinde tanıştırıldığı Floransa'lı bir terziyle evleniyor, ve bu evlilikten.(...)
Ben tam bu ciddiyetle ve her geçen gün artan esrarengiz bir diziyi izler gibi, eşim Sunder'e anlatırken, kendisi birgün aniden bana
" Lan yeter, zzna çaktığımın karısı evde çocuklar üç gündür aç dolanıyo, kırdırıcan soyunun sopunun ağzını o olucak" dedi.
Ben, bunu tarihte "Sunder'in manyağa bağlayıp camı çerçeveyi kırdığı ve benim çocuklarla abimgile sığındığım an " anlamına gelmek üzere şöyle bir isim takarak defterime kaydettim...
SUNDER'İN MANYAĞA BAĞLADIĞI YAVAŞLAMA DÖNEMİ...
Sunder benim tarihi araştırmalarıma soğuk bakmaya başladığı sırada ben derinlerde kalmış soyumun asilliği gereğince kendisini hiç taklamadan başta Sayın Murat Bardakçı olmak üzere bir takım tarihçilere başvurdum, internette ilgili gruplara kaydolup Birmingam ve Zelanda'yla yazışmaya başladım....
Aramızdaki karı koca ilişkisi ise iyice soğumaya yüz tutmuş, Sunder içkiye başlamış ben ise lüleli ve pudralı peruka takarak evde dolaşmaya başlamıştım. Zira mensubu olduğum hanedan ev içinde genelde o şekilde dolaşmaktaydılar.
İnce belli demir telden kafesli saten etekler giyme planım ise demircinin ölçüyü yanlış alması, "malzemeye zam geldi" felan diyerek işi uzatması nedeniyle maalesef gerçekleşemedi. Sanayii'deki dükkana verdiğim malzeme parasını istemeye gittiğim Demirci Senai Efendi üzerime kaynak arkıyla elektrik şelaleleri saçarak beni kovaladı.
Ben de ileride, geçmişteki soyumdan kalan mirasla o sanayii sitesine bir giyotin kurdurup kendisini oracıkta halletmek üzere tarihimin tozlu yapraklarına minik bir not düştüm...
TOKİ SÜİKASTİ- SUZAN'I KASTİYYE VAKASI
İnternetten bulduğum Kanada Ontorio'daki bir Soy Araştırma Şirketi'ne 4750 dolar kadar bir para yolladığımı duyan Sunder'in beni bir ekmek bıçağıyla yaraladığı o meş'um lanetli suikaste ise, Gaziosmanpaşa 2. Etap TOKİ evlerinde geçmesi bakımından yukarıdaki adı verdim.
Daha sonra abim Zübeyir'in araya girmesiyle olay bir antlaşmayla geçici olarak barışla sonuçlandı...
Zübeyir Abi Antlaşmasına göre;
1) Taraflardan Sunder içkiyi bırakıp eve dönecek.
2) Taraflardan Suzan hergün en az iki kap sıcak yemekle beraber bir porsiyon cacık ve/veya salatayı evde bulundurmayı taahhüd edicek.
3) Peşinatını Zübeyir Abi'nin ödemesi şartıyla taraflardan Sunder'e bir adet Doblo araba alınacak.
4) Taraflardan herhangi bir tanesi antlaşmayı bozacak olursa Zübeyir Abi o tarafın ağzını burnunu kıracak....
Antlaşma Zübeyir Abi'nin Bağcılar TOKİ 3. ETAP konutlarında, şahitler Kadriye Kuytu (Eltim) ve Mustafa Bodur (Kadriye Ablamın abisigil) huzurunda imzalanmış ve an itibarıyla yürürlüğe girmiştir...
ZÜBEYİR ABİ ANTLAŞMASININ SÖZDE İHLALİ
Yukarıdaki antlaşmayı hep beraber okuduk. Görüldüğü gibi taraflardan Suzan'ın yani benim derin soy araştırmalarımı devam ettirmemi engelliycek bir madde yok. Tamam cacık var, efendime sööliyeyim iki kap yemek var ama Suzan "tarihin derinliklerine dalmıycaktır" deye bir harf dahi geçmiyor...
Bu durumda ben de soyumun derinliklerine doğru araştırmalarıma devam ettim.
Bir medyumla anlaşıp hipnoz olayına karar vermemiz o tarihlere rastlar.
İleri Medyumluk ve Hipnotizma Koçu Hürrem Bey bana on, on beş seans boyunca derin hipnozlara girerek geçmişimin en derin noktalarına inebileceğimi söyledi(...)
Eylül Ayı Lmanyak Dergisi'nden Özetlenerek
26 Ağustos 2010 Perşembe
BUNALGÜL'ÜN VE HIRGÜRKAN'IN SOYU SOPU

- Alo, Bunalgül Peremecioğlu sizinle görüşmek istiyor Sıkılhan Öflan... Konutuma gelebilir misiniz?
- Alo, Bunalgül... Eve mi çağırıyorsun beni... Evet bu! Tebrik ediyorum sonunda kendini aştın... Fakat neden kendinden başkası gibi söz ediyorsun? Kaç kişi olucaz, bu nasıl bir fantezi, ne giymem gerekiyo?
- Soyumuz araştırdık genç adam. Henüz kendime konutta çalıştırmak için mürebbiye, lala ve dadı almadım ancak taşıdığımız ve bize soyumuzdan kalan ünvan düşünülecek olursa bunlar konutumda çalışması zorunlu hizmetliler... Herneyse size Çisil'den söz etmeliyim. Bu yüzden konutuma bekliyorum...
- Olur geliriz de ne diyecez sana, mesela "Bunal Hanedanı'nın As Başkanı, Majesteleri..." Uygun mu, hehe?
- Günlük konuşmalarda "altes" diyebilirsiniz. Yaklaştığınızda benden üç adım uzakta durarak reverans yapınız ve konuşma esnasında asla gözlerime direkt bakmayınız...
- Ehö... Sen neymişsin be abla böyle ki, peki...
- Biz sen değiliz.
- Düşes, kontes soyuna filan mı karışmışsınız? Nerden bakınılıyo şey ağacınıza?
- Konuta geldiğinde sana ailemizin armasını gösterebilirim. Bu arada internette Sirius hanedanı diye ufak bir araştırma yapabilir misiniz? Araştırmalar gösteriyor ki yalnız bu topraklarda değil, galaksinin Orion adıyla anılan bölgesinde de uzun yıllar hükümranlık sürmüşüz.
- Ha bizim buralardan diilmişiniz yani? Nası oralarda adsl ücretleri, 3G şebekeleri felan...
- Evet, gerekli bilgiyi vereceğim konutta. İşin doğrusu ben ve yakın arkadaşım Çisil, ki kendisinin bir ayağı altı parmaklıdır, bizim "normal" olmadığımız konusunda yerleşik bir fikre sahiptik. İnternet gibi uluslar arası bir ağın soyumuzu bulmamızda bize yardımcı olduğu ise kuşkusuz tarafımızdan takdire şayan bir durumdur. Bu bakımdan adı geçen internet çalışanlarını "Haşmetmeab Bunalgül'e Yürekten Bağlı, Asil ve Sadık İnsanlar" anlamına gelen "Mavi Babet Ayakkabı Nişanı"yla taltif edeceğim...
- Kaç numara, bana oluyo mu?
- Miyzah müesseseisinin bu olduğunu zannetmiyoruz gençadam. Sarayımızda yerleşik bir soytarı kurumu var. Bu bakımdan mizah işlerini ona bırakıyoruz. Ayrıca altını çizerek tekraren belirtmeliyim ki, mizah bu değil. Alo, sesiniz gelmiyor... Alo... Kapadınız mı yoksa, alo... Yine kapadın di mi ayıca. Sizin suratınıza zçayım bayım! Ben ve maiyetimdeki saray personelinin ağzını bozmayı başardınız. Sizin hayvanlarca kere hayvan olduğunuz konusunda hemfikiriz. Bizi bi daha arama soysuz, ilk insanların ilki... En ilki. Prototip parçası. Alo... Çekildin di mi huzurumdan, durma orda...
* * *
- Aloo... Nasılsın Aslan parçası, napıyor benim yiğit dostum... Bak Sıkılhan açık konuşucağım; senden sadece yiğit dostlardan istenebilecek bir vazife isteyeceğim. Gel beni tapancamla defalarca kez ateş etmek suretiyle vur, olaya kan davası süsü ver, sonra kendini de ortadan kaldır...
- Noluya lan size bugün? 35 derece sıcak bana da vuruyo olm, yapmayın böyle şeyler...
- Durum ciddidir Sıkılhan. Ben enternetten soyumu araştırdım. Görmez olaydım ki ve maalesef gördüm ki,; ben tee viking döneminde donanma zenneliğiyle uğraşan adeta maymun gibi bir adamla çok uzaktan akraba çıkabilirim. Donanmayı eğlendirmek için karı gibi etek giyen sarı bir herifi yaşatmazdım ama, o yıllar önce ölmüş zaten
- Ne gerek var, ne karıştırıyosun vikingleri, vizigotları, ostrogotları filan...
- Sonu "got"la biten şeyleri beni kızdırmak için söylememelisin Sıkılhan... Gel beni iftardan sonra, bu utançtan kurtar.
- Ya peki bundan sane ne ki tee şimdi.... Koskoca adamsın, "Yırtıcılar Gourup İnşaat ve Taahhüt gibi yükselen bir yıldızınız" var... "Üçüncü köprüye sadece 25 dakka uzaklıkta yüz katlı evler felan yapıyosunuz. Dövnur, Vursıkcan, gibi akıncı ağabeylerin var. Siz artık apayrı yırtıcı ve yayılmacı bir soy sayılabilirsiniz. Unutun o vikingi felanı. Yanlış mıyım?
- Oralar halledildi koç. Hepimiz sırayla işleri tasviye edip kendimizi yok edicez. Geçmişimizde donanmayı karı kılığında eğlendiren alkollü bir viking olmasını reddediyoruz. Alo... Yine ne gülüyosun lan sen orda... Burada çok ciddi bi mesele anlatıyorum sana... Alo... bak bi de yüzüme kapadı eşşoğleşşek... Dur lan orda, dur vurmaya geliyorum, şşerefsiz! (Haftanın Leman'ından)
- Alo, Bunalgül... Eve mi çağırıyorsun beni... Evet bu! Tebrik ediyorum sonunda kendini aştın... Fakat neden kendinden başkası gibi söz ediyorsun? Kaç kişi olucaz, bu nasıl bir fantezi, ne giymem gerekiyo?
- Soyumuz araştırdık genç adam. Henüz kendime konutta çalıştırmak için mürebbiye, lala ve dadı almadım ancak taşıdığımız ve bize soyumuzdan kalan ünvan düşünülecek olursa bunlar konutumda çalışması zorunlu hizmetliler... Herneyse size Çisil'den söz etmeliyim. Bu yüzden konutuma bekliyorum...
- Olur geliriz de ne diyecez sana, mesela "Bunal Hanedanı'nın As Başkanı, Majesteleri..." Uygun mu, hehe?
- Günlük konuşmalarda "altes" diyebilirsiniz. Yaklaştığınızda benden üç adım uzakta durarak reverans yapınız ve konuşma esnasında asla gözlerime direkt bakmayınız...
- Ehö... Sen neymişsin be abla böyle ki, peki...
- Biz sen değiliz.
- Düşes, kontes soyuna filan mı karışmışsınız? Nerden bakınılıyo şey ağacınıza?
- Konuta geldiğinde sana ailemizin armasını gösterebilirim. Bu arada internette Sirius hanedanı diye ufak bir araştırma yapabilir misiniz? Araştırmalar gösteriyor ki yalnız bu topraklarda değil, galaksinin Orion adıyla anılan bölgesinde de uzun yıllar hükümranlık sürmüşüz.
- Ha bizim buralardan diilmişiniz yani? Nası oralarda adsl ücretleri, 3G şebekeleri felan...
- Evet, gerekli bilgiyi vereceğim konutta. İşin doğrusu ben ve yakın arkadaşım Çisil, ki kendisinin bir ayağı altı parmaklıdır, bizim "normal" olmadığımız konusunda yerleşik bir fikre sahiptik. İnternet gibi uluslar arası bir ağın soyumuzu bulmamızda bize yardımcı olduğu ise kuşkusuz tarafımızdan takdire şayan bir durumdur. Bu bakımdan adı geçen internet çalışanlarını "Haşmetmeab Bunalgül'e Yürekten Bağlı, Asil ve Sadık İnsanlar" anlamına gelen "Mavi Babet Ayakkabı Nişanı"yla taltif edeceğim...
- Kaç numara, bana oluyo mu?
- Miyzah müesseseisinin bu olduğunu zannetmiyoruz gençadam. Sarayımızda yerleşik bir soytarı kurumu var. Bu bakımdan mizah işlerini ona bırakıyoruz. Ayrıca altını çizerek tekraren belirtmeliyim ki, mizah bu değil. Alo, sesiniz gelmiyor... Alo... Kapadınız mı yoksa, alo... Yine kapadın di mi ayıca. Sizin suratınıza zçayım bayım! Ben ve maiyetimdeki saray personelinin ağzını bozmayı başardınız. Sizin hayvanlarca kere hayvan olduğunuz konusunda hemfikiriz. Bizi bi daha arama soysuz, ilk insanların ilki... En ilki. Prototip parçası. Alo... Çekildin di mi huzurumdan, durma orda...
* * *
- Aloo... Nasılsın Aslan parçası, napıyor benim yiğit dostum... Bak Sıkılhan açık konuşucağım; senden sadece yiğit dostlardan istenebilecek bir vazife isteyeceğim. Gel beni tapancamla defalarca kez ateş etmek suretiyle vur, olaya kan davası süsü ver, sonra kendini de ortadan kaldır...
- Noluya lan size bugün? 35 derece sıcak bana da vuruyo olm, yapmayın böyle şeyler...
- Durum ciddidir Sıkılhan. Ben enternetten soyumu araştırdım. Görmez olaydım ki ve maalesef gördüm ki,; ben tee viking döneminde donanma zenneliğiyle uğraşan adeta maymun gibi bir adamla çok uzaktan akraba çıkabilirim. Donanmayı eğlendirmek için karı gibi etek giyen sarı bir herifi yaşatmazdım ama, o yıllar önce ölmüş zaten
- Ne gerek var, ne karıştırıyosun vikingleri, vizigotları, ostrogotları filan...
- Sonu "got"la biten şeyleri beni kızdırmak için söylememelisin Sıkılhan... Gel beni iftardan sonra, bu utançtan kurtar.
- Ya peki bundan sane ne ki tee şimdi.... Koskoca adamsın, "Yırtıcılar Gourup İnşaat ve Taahhüt gibi yükselen bir yıldızınız" var... "Üçüncü köprüye sadece 25 dakka uzaklıkta yüz katlı evler felan yapıyosunuz. Dövnur, Vursıkcan, gibi akıncı ağabeylerin var. Siz artık apayrı yırtıcı ve yayılmacı bir soy sayılabilirsiniz. Unutun o vikingi felanı. Yanlış mıyım?
- Oralar halledildi koç. Hepimiz sırayla işleri tasviye edip kendimizi yok edicez. Geçmişimizde donanmayı karı kılığında eğlendiren alkollü bir viking olmasını reddediyoruz. Alo... Yine ne gülüyosun lan sen orda... Burada çok ciddi bi mesele anlatıyorum sana... Alo... bak bi de yüzüme kapadı eşşoğleşşek... Dur lan orda, dur vurmaya geliyorum, şşerefsiz! (Haftanın Leman'ından)
24 Temmuz 2010 Cumartesi
HAFTANIN SIKILHAN'INDAN: ŞAKAYIK SÖZLÜK VE TESBİT EVİ
- Allo, bişi söölicam, Bunalgül ban, çok acele dört tane tesbite ihtiyacım var Sıkılhan. Büzge, Çisil, Borukaan bi de ben "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" diye site açtık, ööle tesbit edip bırakıcaz oraya...Örnek veriyorum: Suya bırakılan efervesant aspirin tabletinin baloncuklar içinde göbek atması...
- Seyretmen bittiyse iç o aspirini, iyi gelir bak.
- Bişi söölicam. Bak ben gayet ciddiyim, yaa herşey tesbit edilmiş yaa, sayfa sayfa tesbit dolu her yanlar. Biz yeni açtık siteyi, tesbit edicek bişey yok. Borukaan'la Çisil paso benim tesbitleri kötülüyolar zaten. Bir ayağı altı parmaklı olan Çisil adlı insanların haset paçozlar olması... Bu arada, sen Çisil'in bi ayağının altıparmaklı olduğunu sanırım bilmiyodun.
- Her seferinde mi yaa. Dejavu Meslek Lisesi Müdiresi. Eheğ... Biliyo musun, çok şaşırtıcısın Bunalgül. İnsan seninleyken her an, birbirinden sürprizli, alışılmamış dakikalara gebe.
- Gebe Meslek Lisesi Müdiresi... Nerde gördün bunu, güzel bi tesbit. Hemen yazıyım "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" sitemize. Ulusal bayramlarda felan saçını topuz yaptırır dimi bi de bu müdire. Topuz candır, topuzlu müdire yardırır, ohertir... Bişi söölicam, senle konuşurken bunu çata çata yazdım ben, nooldu bil?
- Borukaan ile Çisil yazaryazmaz senin tesbitini kötülediler... Onlar da şaşırtıcı, insan naapıcaklarını kestiremiyo, ehe...
- Evet yaa, bişi yazıyorum, hemen hasetlikten kötülüyolar. Bu arada Borukaan "Gazete foto galerilerindeki taş hatun resimlerini imleçle taciz eden insan modeli. Bakınız: Körsır sapladım mankenin edep yerine diley diley" diye bi tesbit yazmış Çisil hemen onu çok beğenmiş. "Yardırdı ve/veya ohertti butonu" na seksen kez üstüste tıklamış. Bakar mısın yaa, yancılığa, seviyesizliğe bakar mısın? Peki buna karşılık ben naaptım...
- Oh, bilmiyorum tahmin edebilecek miyim? Yoksa... Yoksa... Sen de derhal Borukaan'ın yazdıkları için "Hocam naaptın yaa açıktan sıçmışın" butonuna yüz kez basarak kötüledin mi onu?
- Aynen... Ya Sıkılhan baksana sen bu tesbit paylaşımı platformu işlerinden anlıyosun. Gel senle kendi sitemizi açalım. Zaten ben bu "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" konseptinde bir "öteki" gibi hissediyorum kendimi. Resman Çisil ve Borukaan'la yancılarının platformu oldu orası. Adeta ayağı altı parmaklı olanların toplandığı bir şer yuvası. İrili ufaklı ondört sözlükte hesabım var ama insanın kendisininki gibi olmuyo haliynen. Ne diyosun?
-....
- Bişi demiyosun.... Bişi demiyenlerin, hayvanlarca kere hayvan olması... Bakınız ilkinsan, insan spoylırı. Boyfriendinin içinden elli katlı ayı barınağı çıkması. Eşşoğleşşek vs Sıkılhan. Hemen kapat butonuna abandın de mi? Yiğıvrançlık sertifikası. (Leman'dan Özetle)
- Seyretmen bittiyse iç o aspirini, iyi gelir bak.
- Bişi söölicam. Bak ben gayet ciddiyim, yaa herşey tesbit edilmiş yaa, sayfa sayfa tesbit dolu her yanlar. Biz yeni açtık siteyi, tesbit edicek bişey yok. Borukaan'la Çisil paso benim tesbitleri kötülüyolar zaten. Bir ayağı altı parmaklı olan Çisil adlı insanların haset paçozlar olması... Bu arada, sen Çisil'in bi ayağının altıparmaklı olduğunu sanırım bilmiyodun.
- Her seferinde mi yaa. Dejavu Meslek Lisesi Müdiresi. Eheğ... Biliyo musun, çok şaşırtıcısın Bunalgül. İnsan seninleyken her an, birbirinden sürprizli, alışılmamış dakikalara gebe.
- Gebe Meslek Lisesi Müdiresi... Nerde gördün bunu, güzel bi tesbit. Hemen yazıyım "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" sitemize. Ulusal bayramlarda felan saçını topuz yaptırır dimi bi de bu müdire. Topuz candır, topuzlu müdire yardırır, ohertir... Bişi söölicam, senle konuşurken bunu çata çata yazdım ben, nooldu bil?
- Borukaan ile Çisil yazaryazmaz senin tesbitini kötülediler... Onlar da şaşırtıcı, insan naapıcaklarını kestiremiyo, ehe...
- Evet yaa, bişi yazıyorum, hemen hasetlikten kötülüyolar. Bu arada Borukaan "Gazete foto galerilerindeki taş hatun resimlerini imleçle taciz eden insan modeli. Bakınız: Körsır sapladım mankenin edep yerine diley diley" diye bi tesbit yazmış Çisil hemen onu çok beğenmiş. "Yardırdı ve/veya ohertti butonu" na seksen kez üstüste tıklamış. Bakar mısın yaa, yancılığa, seviyesizliğe bakar mısın? Peki buna karşılık ben naaptım...
- Oh, bilmiyorum tahmin edebilecek miyim? Yoksa... Yoksa... Sen de derhal Borukaan'ın yazdıkları için "Hocam naaptın yaa açıktan sıçmışın" butonuna yüz kez basarak kötüledin mi onu?
- Aynen... Ya Sıkılhan baksana sen bu tesbit paylaşımı platformu işlerinden anlıyosun. Gel senle kendi sitemizi açalım. Zaten ben bu "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" konseptinde bir "öteki" gibi hissediyorum kendimi. Resman Çisil ve Borukaan'la yancılarının platformu oldu orası. Adeta ayağı altı parmaklı olanların toplandığı bir şer yuvası. İrili ufaklı ondört sözlükte hesabım var ama insanın kendisininki gibi olmuyo haliynen. Ne diyosun?
-....
- Bişi demiyosun.... Bişi demiyenlerin, hayvanlarca kere hayvan olması... Bakınız ilkinsan, insan spoylırı. Boyfriendinin içinden elli katlı ayı barınağı çıkması. Eşşoğleşşek vs Sıkılhan. Hemen kapat butonuna abandın de mi? Yiğıvrançlık sertifikası. (Leman'dan Özetle)
22 Temmuz 2010 Perşembe
13 Temmuz 2010 Salı
UYARLAMA AMARİKAN DİZİLERİ ÜZERİNE SIKILHAN
- Alo Sıkılhan, dostum merhaba. Enes ben ... Kâmuran Kunduzer'in yapımcılarından, Enes Binsatar.
- "Kâmuran Kunduzer'in yapımcıları" kim olm, niyesiniz siz? Kimsiniz? Nedeniniz nedir?
- Ya bizim sülalenin en önemli mahsulü Kâmuran Kunduzer de o bakımdan kendimi öyle takdim ediyorum. Hani yeni başlayan bi diziyi felan ööle tanıtıyolar ya. Misal "Lost'un yapımcılarından yepyeni bir dizi" gibi... Kâmuran Eniştem geçen dönem parlementoya girdiydi, 154 akrabamızı işe soktu, kıyıda bi otele ruhsat aldı, çok uluslu bir şirkete AVM arazisi için aracı oldu.... Şimdi bi özel hastanesi dört jipi var. Ben de Kâmuran Kunduzer'i çıkarmış bir sülalenin yapımıyım yani...
- E iyi. Ne istiyosunuz sülalecek?
- Yaa bana bi yerden bi ayı bulabilir miyiz? Senin şu Ömür Dayı'nın köyünde, dağlarda felan var mıdır? Parası önemli değil. Bana acilen bi ayı hayvanı lazım, televizyon için süper bi dizi buldum da.
- Televizyonda ayı mı oynatıcan? Zor iş yalnız. Her kış sezon finali yapman lazım, kışları ayı uykuya yatar, dizi aksar. Türkiye ekran başına kitlenmekte güçlük çeker. Milyonlar soluğunu tutup senin ayıyı izlemeyemez.
- Ya o da doğru da. Dediğim ayıdan başka tornistan edilicek Amerikan dizisi kalmadı. Enson Kozbi Ailesi'ni MFÖ'nün Fuat'ına oynatıcaklar diye duydum. Fuat, Doktor Haksibıl olacağımış. Yerli Siesay dizisi "Kanıt" da izleyiciyi ekran başına çekmeyi başardı. Yerli Horasyo rolündeki arkadaş çok başarılı. Bizim yerlisini Horasyogilin annesine göstersen oğlu zanneder. Gay TV spikeri ve frijit ka
rısının göstermelik reklam evliliğini anlatan adapte diziyi de Türk izleyicisi benimsemeden edemedi. Özet geçiyim; hertürlü Amarikan dizisi'nin enaz bir kez yerlisi çekilmiş durumda.
- Hey bunda nevar dostum? Lanedolası televizyonların ne yayınlayacağını sanıyordun?
- Tamam bişey yok, elbette batının iyi taraflarını alacağız. Ama hepsini almışlar bitmiş. Benim enternette yaptığım araştırmalara göre bir tek CBS Televizyonunun "Gentle Ben" adlı 1969 yapımı 56 epizodluk dizisi Yurdumuzda yerli yapım olarak henüz yayınlanmamış. Bu dizide Ben adındaki bir ayıyla Mark adında sekiz yaşındaki bir çocuğun Florida Ormanları'nda geçen maceraları konu ediliyor. Köpeklisini, maymunlusunu filan yayınladılar bak. Bi tek yuunus balıklısıyla ayılı olanını adapte etmemişler.
- Sen de rızkımı uyarlama ayıda arayayım dedin...
- Şimdi, Flipper de var yuunuslu dizi. Ama bizim ööle denizle balıkla pek aramız yoktur halk olarak. Uyarlama ayı daha sıcak gelir bize. Ayı daha bizden sanki. Florida'yı Terkos Gölü ve çevresi yaparız, ayının adı Kezban, çocuğun adı Coşkun olur. A plas grubunda, praymtaymda, edvençır seriyıl segmentinde ve...
- Fak yu!!!
- Yani lanedolası diyorsun. Hiç hoş diil, şimdi telefonu da kapatırsın sen.
- Ne sandın yavraam!
* * *
- Allo Sıkılhan, Bunalgül ban, bişi söölicam. Doksanbeşli kızlar var ya süzme salak oluyo. Yarebbim bu yeni nesil ne aptal bişiler yaa. Büzge'nin kızkardeşi var Silay. Karı sigara içenlerin "mozaik" diye bi hastalık çıkardıklarını sanıyo. Ben önce aptala yatıyo zannettim. Hani "bariz çekiciyim akıl bana ne lazım, çırkınler, popüler olmayanlar, yılsonu partisinde hiçbir erkek tarafından baloya davet edilmeyen ezikler, asla ponpon kız olamıycaklar çalışkan olur, herşeyi bilirler" hesabı. Ama yok baktım karı ciddi. Bişi söölicam ne kadar aptallar yaa...
- Sen onun televizyonlarda yasa gereği zorunlu olarak uygulanan bi görüntü efekti olduğunu biliyosun yani...
- Çok saçma, tabiki de biliyorum... Ehü... Yani biliyorum tebi de... Bişi söölicam, sen bana popüler olmıyan kız demeye mi çalışıyosun? Yiğıvrançsın Sıkılhan Öflan. Beni, yılsonu balosuna davet eden popüler çocukların listesini almaya belleğin yetmez senin; hayvanlar aleminin ceosu, şşoleşek. Ben istesem ponpon kız bile olurum ama sen asla okulun popüler çocuğuna takılan gözlüklü ve dişlek yancı gibi olmaktan ileri gidemezsin. Ezikli Menba Suları, Antisosyal hayvan, Yılın Sığırtmaçı. LEMAN/ SKLHAN 11 Temmuz 2010
.
- "Kâmuran Kunduzer'in yapımcıları" kim olm, niyesiniz siz? Kimsiniz? Nedeniniz nedir?
- Ya bizim sülalenin en önemli mahsulü Kâmuran Kunduzer de o bakımdan kendimi öyle takdim ediyorum. Hani yeni başlayan bi diziyi felan ööle tanıtıyolar ya. Misal "Lost'un yapımcılarından yepyeni bir dizi" gibi... Kâmuran Eniştem geçen dönem parlementoya girdiydi, 154 akrabamızı işe soktu, kıyıda bi otele ruhsat aldı, çok uluslu bir şirkete AVM arazisi için aracı oldu.... Şimdi bi özel hastanesi dört jipi var. Ben de Kâmuran Kunduzer'i çıkarmış bir sülalenin yapımıyım yani...
- E iyi. Ne istiyosunuz sülalecek?
- Yaa bana bi yerden bi ayı bulabilir miyiz? Senin şu Ömür Dayı'nın köyünde, dağlarda felan var mıdır? Parası önemli değil. Bana acilen bi ayı hayvanı lazım, televizyon için süper bi dizi buldum da.
- Televizyonda ayı mı oynatıcan? Zor iş yalnız. Her kış sezon finali yapman lazım, kışları ayı uykuya yatar, dizi aksar. Türkiye ekran başına kitlenmekte güçlük çeker. Milyonlar soluğunu tutup senin ayıyı izlemeyemez.
- Ya o da doğru da. Dediğim ayıdan başka tornistan edilicek Amerikan dizisi kalmadı. Enson Kozbi Ailesi'ni MFÖ'nün Fuat'ına oynatıcaklar diye duydum. Fuat, Doktor Haksibıl olacağımış. Yerli Siesay dizisi "Kanıt" da izleyiciyi ekran başına çekmeyi başardı. Yerli Horasyo rolündeki arkadaş çok başarılı. Bizim yerlisini Horasyogilin annesine göstersen oğlu zanneder. Gay TV spikeri ve frijit ka
rısının göstermelik reklam evliliğini anlatan adapte diziyi de Türk izleyicisi benimsemeden edemedi. Özet geçiyim; hertürlü Amarikan dizisi'nin enaz bir kez yerlisi çekilmiş durumda.- Hey bunda nevar dostum? Lanedolası televizyonların ne yayınlayacağını sanıyordun?
- Tamam bişey yok, elbette batının iyi taraflarını alacağız. Ama hepsini almışlar bitmiş. Benim enternette yaptığım araştırmalara göre bir tek CBS Televizyonunun "Gentle Ben" adlı 1969 yapımı 56 epizodluk dizisi Yurdumuzda yerli yapım olarak henüz yayınlanmamış. Bu dizide Ben adındaki bir ayıyla Mark adında sekiz yaşındaki bir çocuğun Florida Ormanları'nda geçen maceraları konu ediliyor. Köpeklisini, maymunlusunu filan yayınladılar bak. Bi tek yuunus balıklısıyla ayılı olanını adapte etmemişler.
- Sen de rızkımı uyarlama ayıda arayayım dedin...
- Şimdi, Flipper de var yuunuslu dizi. Ama bizim ööle denizle balıkla pek aramız yoktur halk olarak. Uyarlama ayı daha sıcak gelir bize. Ayı daha bizden sanki. Florida'yı Terkos Gölü ve çevresi yaparız, ayının adı Kezban, çocuğun adı Coşkun olur. A plas grubunda, praymtaymda, edvençır seriyıl segmentinde ve...
- Fak yu!!!
- Yani lanedolası diyorsun. Hiç hoş diil, şimdi telefonu da kapatırsın sen.
- Ne sandın yavraam!
* * *
- Allo Sıkılhan, Bunalgül ban, bişi söölicam. Doksanbeşli kızlar var ya süzme salak oluyo. Yarebbim bu yeni nesil ne aptal bişiler yaa. Büzge'nin kızkardeşi var Silay. Karı sigara içenlerin "mozaik" diye bi hastalık çıkardıklarını sanıyo. Ben önce aptala yatıyo zannettim. Hani "bariz çekiciyim akıl bana ne lazım, çırkınler, popüler olmayanlar, yılsonu partisinde hiçbir erkek tarafından baloya davet edilmeyen ezikler, asla ponpon kız olamıycaklar çalışkan olur, herşeyi bilirler" hesabı. Ama yok baktım karı ciddi. Bişi söölicam ne kadar aptallar yaa...
- Sen onun televizyonlarda yasa gereği zorunlu olarak uygulanan bi görüntü efekti olduğunu biliyosun yani...
- Çok saçma, tabiki de biliyorum... Ehü... Yani biliyorum tebi de... Bişi söölicam, sen bana popüler olmıyan kız demeye mi çalışıyosun? Yiğıvrançsın Sıkılhan Öflan. Beni, yılsonu balosuna davet eden popüler çocukların listesini almaya belleğin yetmez senin; hayvanlar aleminin ceosu, şşoleşek. Ben istesem ponpon kız bile olurum ama sen asla okulun popüler çocuğuna takılan gözlüklü ve dişlek yancı gibi olmaktan ileri gidemezsin. Ezikli Menba Suları, Antisosyal hayvan, Yılın Sığırtmaçı. LEMAN/ SKLHAN 11 Temmuz 2010
.
11 Temmuz 2010 Pazar
7 Temmuz 2010 Çarşamba
25 Haziran 2010 Cuma
KARIM ELALEMİN İLİŞKİSİNİ KURTARICAM DİYE BİZİM İLİŞKİYİ PİJ ETTİ AFEDERSİN!

Sayın Lanbanu Ohnur. Size bu mailimi Necdet Abimin ortanca kızı Berivangilin bilgisayarından atıyorum.
Çünkü üç aydır kendi evimde değil, Necdet Abimin evinde adeta bir sığıntı gibi kalıyorum.
Çünkü hanımım Kübranur'la bir hiç yüzünden ilişkimizi bitirdik. Kalbim ve kalçam kırık.
Çünkü, sığıntı olarak kaldığın evdeYengem Hafize'ye ayıp olmasın diye kendi donlarımı ve çoraplarımı yıkayıp motosikletle işe giderken arka seleye bağlamak suretiyle rüzgarda kurutuyordum. Ancak bağladığım çoraplardan biri seyir esnasında seleden kurtulup motorun tekerine dolanınca Gaziosmanpaşa'daki bir Bereket Döner şubesine fitrin camından girdim, kalçamı kırdım, motoru pert ettim.
Ne yalan söyleyeyim kaza geçirdiğim vakit için için seviniyordum Hesabıma göre kazayı duyunca hanımım Kübranur soluğu Baltalimanı Kemik Hastanesi'nde alacak gözyaşları içinde bana sarılıp "Oh Ferruh, Tanrı'ya şükürler olsun, iyi ki kazayı ufak bir kırıkla atlatmışsın. Bir an için seni tamamen kaybetme korkusu yaşadığımda yaptığım hatayı anladım, ben sensiz olamam, bana bir şans daha ver" diyecek. Nerdee?
Yengemgilin demesine göre ben Baltalimanı Kemik Hastahanesi'nde ecelle pençeleşirken Kübranur bir otobüs dolusu kadınla "Gönülçelen Dizisi" nin setini ziyarete gitmiş. Vay efendim o dizinin başrol oyuncuları birbirine çok yakışıyolarmış, Tuğba Büyüküstün'le Cansel Elçin dizideki gibi gerçek hayatta da sevgili olsaymışlar ya.
İLK KEZ CANER'LE TÜLİN'İN İLİŞKİSİNİ KURTARMAYA KALKIŞMIŞTI
Kübranur tee Caner- Tülin aşkından beri bi takım dizi kahramanlarının felan aralarını yapmaya, bi ayrılıp bi barışan ünlülerin ilişkilerini kurtarmaya kendini adamış bir kadın. Şöyle söyliyim Bülent Hanım ikinci kocası Armağan Bey'le ilk kez nişanı attığında geceyarısı "Yahu bu kadın hiç mutluluğu bulamayacak mı, nooldu da nişanı attılar acaba" diyerekten kendince olayı aydınlatmak için semtimiz Yenibosna'dan korsan taksi tutup İzmir'e gitmiş bi insan kendisi.
Orda Armağan Bey'e ulaşmayınca "Belki olay Bülent'in ilk kocası, baba tarafından Alman Cem Adler Beyefendi yüzünden patlakvermiştir" diyerek Almanya'nın Köln Kentine gitmek isterken Lufthansa Havayolları'na ait A340 tipi bir uçağın iniş takımlarına saklanmış bir halde yakalandı. Bunlardan başka;
* Rafet El Roman- Tuğba Altıntop ikilisini tekrar bir araya getirmek için, Rafet'in çocuklarına bakıcılık yapan kadına "Rafet'in yakasından düş, senin yüzünden Tuğba'ya geri dönmüyo. Vallahi evini basar seni cırmak içinde bırakırım, evini taşlatırım, seni abimgile dövertittiririm" şeklinde tehtid telefonları açtığı gerekçesiyle tutuklanıp üç ay hapis yattı.
* Kadıköy'de konservatuar'ın damına çıkıp Sibel Can Hakan Ural'a geri dönsün ortada iki yavru var, herkeş için doğru olan bu, yoksa kendimi burdan aşşağı atarım" diye bağırarak konservatuarın damındaki bütün kiremitleri meydana attı.
* "Beyaz'la Tanem bi yuva kursunlar, Beyaz artıkın bekârlığa veda etsin, adak adadım" diyerekten ithal malı angus davar alıp apartmanın bahçesine bağladı.
Daha hangi birini anlatayım... Ben her seferinde sırf ilişkimiz zarar görmesin diyerekten kendisini affedip bağrıma bastım.
O sevdiği ünlülerin ilişkilerini kurtarmaya giderken yol masrafı yapmasın diye ikinci el bir Doblo aldım. Feys ve Twitter'den ünlüleri dakikası dakikasına canlı olarak izleyebilmesi için 24 aylık taahhütname imzalayıp sınırsız internet bağladım.
ELALEMİN İLİŞKİLERİNE MASRAF EDERKEN KREDİ KARTIM PATLADI TEFECİLERİN ELİNE DÜŞTÜM
Annem "Canını kurtar, borcunu kapat" diye bana bi miktar para verince kardeşlerimle birbirimize düştük.
Kızkardeşim Suhiye "Anamın miras parası üzerinde hepimizin hakkı var, kadıncağızı kandırıp paraları elinden alıyosun" diyerekten kocası Mevlüt'ü üzerime saldı. Mevlüt sarhoşkene bana tabanca çekmeye çalışırken, tapancası belinde patladı. O esnada kopup yerinden kurtularak oturma odasının duvarına yapışan çok afedersiniz pipisini duvardan alıp diktirmek üzere hanıma aldığım ikinci el Doblo'yla hastaneye yetişmeye çalışırken kaza yaptık. Suç bende değil karşı istikametten gelen tomruk yüklü kamyondaydı. Kamyoncu suçun kendisinde olduğunu bildiği için ve kendisini dövmemizden korktuğundan olay yerinden kaçıp izini kaybettirdi. Biz enkazın arasında Mevlütgilin pipisini saatlerce aramamıza rağmen bulamadık. Mevlüt'ü hastaneye yetiştirdikten sonra ben bi ihtimal pipiyi olay yerinden kaçan kamyoncu almıştır diyerekten adamın peşine düştüm.
Kamyoncuyu Adapazarında bulup kendisinde kendisininkinden başka pipi bulunmadığını anlayarak eve döndüğümde aradan iki ay geçmişti. Ben eve dönüşümde ocakta kaynayan bir çorbayla beni şevkatle kucaklayacak başını omzuma koyup maceralarımı dinleyecek bir eş bekliyordum. Ama nerdee? Kübranur bir zeytinyağı edasıyla üste çıkarak "bunca zamandır neredeydin be Allahın adamı" diye bana çemkirdi. Hatta beni evden kovdu.
Ben gurbette enişte pipisi peşindeyken Kübranur çoktaan evde benim eşyalarımı, bir kere bile ütüleyip yıkamadan bir bavula tıkıştırmış ilişkimizi bitirmek üzere yolumu gözlemeye başlamıştı. O arada kimbilir kaç ünlünün ilişkisi için çaba sarfetmiş ama bizim ilişkimizi acımadan bitirmişti...
Çaresiz elimde bavul sokaklarda dolaşmaya başladım. Eniştemin pipisinin kopmasına neden olduğum için ailemin yanına da dönemezdim. Gidip bir otel odasına yerleştim. Otelde bavulumu açıp yerleştirirken buruşuk bir pantolunun cebinde başlangıçta ne olduğunu anlayamadığım bişey buldum. Kurumuş kaysı gibi tuhaf birşeydi. Bir anlam vermeyip kederli otel odamdaki komodinin üstüne koyarak yorgun bir şekide uykuya daldım.
ENİŞTEMİN PİPİSİYLE OTEL ODASINDA BİR GECE GEÇİRDİM
Sabah uyandığımda herşey yerliyerine oturdu. Bavuldaki buruşuk pantolon kaza günü üzerimde olan pantolondu. Heryere bakmış fakat kazanın şokuyla pantolunun cebine bakmamıştım. Hepsinden daha da kötüsü eniştemin pipisiyle otel odasında bir gece geçirmiştim. Neden olduğum tüm felaketler ve kara talihim yüzünden o dakka otelden atlayarak intahar ettim.
Bu satırlardan da anlaşılacağı gibi ölmeyi beceremeyip altı aylık bir hastane macerasından sonra büyük abim Necdetgilin evine sığındım.
Ama noolursa olsun onu haala seviyorum Lanbanu Hanım. Eşim Kübranurla yeniden tertemiz bir ilişkiye başlamaya hazırım. Kendisini ikna edebilecek miyim sizce? Hee, ne diyosunuz?
* * *
Ferruh, yaşam her virajında ne de güzel deneyimler yaşatmış, bak ne güzel olgunlaştırmış seni. Evren sana bişeyler anlatmaya çalışmış. Umarım anlamışsındır, ben anlamadım.
Herzaman söylediğim gibi kurtulmayacak ilişki yoktur. Şikagolu İlişki uzmanı Susannah Oberthall bakınız ne güzel söylemiş.
"Kaz götüne yumurta gelmeyince 'ubreh ubreh' diyin dolaşır".
Çok pardon bu lafı Susannah Oberthall söylemiş olamaz, daha çok bi ananane lafına benziyor. Asistanım Süay, notlarımı karıştırmış olmalı. Her neyse ben sana ezberimden bi laf söyliyim:
"İlşkiler frozenfood (dondurulmuş yemek) gibidirler. Taraflardan herhangi biri bu asırlar önce dondurulmuş yemeği yüreğinin mikrodalga fırınına atarsa ortaya tadından yenmeyen leziz bir yemeğin çıkması an meselesidir"
Uzun lafın kısası sizin ilişki de kurtulur, Ferruh ya da Nadir Bey. Tektaş yüzük al, minik sürprizler filan... Tatilde kruvaziyer turizmini düşün, gemiyle dolaştır, Azor Adaları iyi bir destinasyon olabilir. Keten ceket, gabardin bermuda... Parmakarası terlikten uzak dur, bi miktar da nakit para ver...
Göreceksin sevgi tomurcukları ergeç baş verecektir. Evren sevgiyi geri çağıracak, yine nutlu olacaksınız.
Işık gözünüze girsin...
TEMMUZ LMANYAK DERGİSİ'NDEN ÖZETLE
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


Cihan Demirci'nin çizgileriyle Aziz Nesin'in anısına...