
BU, MİZAH YAZARLARI TARAFINDAN ÜRETİLEN BİR BLOG OLUP GAZETE ALINTILARI DIŞINDA YER VERİLEN HABERLER GERÇEK DEĞİLDİR.MİZAH ANLAYIŞI AYIRT ETME YETİSİ HENÜZ GELİŞMEMİŞ OLANLAR İÇİN ÇEŞİTLİ SAKINCALAR İÇERİYOR OLABİLİR. SİTEYE KATKIDA BULUNAN KİŞİLER, SAYFANIN SAĞ ALT BÖLÜMÜNDEKİ KÜNYEDE BELİRTİLMİŞTİR. TWİTTER'DA VE İNSTAGRAMDA HİÇ BİR ŞEKİLDE ŞUBEMİZ YOKTUR
12 Ocak 2011 Çarşamba
11 Ocak 2011 Salı
İSTEYEN ZIKKIM İÇEBİLECEK

Denize nazır restoran ve kır düğününde içki içilemeyecek
ALKOLLÜ içki üreten şirketlerin hukukçuları, haftasonunu Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (TAPDK) yayınladığı ”Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”le ilgili incelemelerle geçirdi.
Bu incelemelerden çıkan sonuçlar, sektörü önemli ölçüde tedirgin etti. İncelemelerden çıkan bazı sonuçlar şöyle:
Kır düğününde içki yasak 6. Maddenin (b) bendinde “Yetkili satıcılar tarafından, satış belgesinde belirtilen işyeri adresi dışında satış ve/veya sunum yapılamaz” deniyor. Buna göre hiçbir catering şirketi veya alkollü içki satış ruhsatı olan ve çeşitli davet, organizasyon, sergi ve konserde giderek hizmet veren firma artık bunların hiç birisini yapamayacak.
Aya İrini’de bir konserde veya İKSV’nin müzik festivallerinde ya da İstanbul Modern’deki bir davette bir catering firmasının bir kadeh şarap servis etmesi bile mümkün olmayacak. Yazın deniz kenarında, ormanda, seyir yerlerinde içki servisi yapıp kır düğünü veya kutlama yapmak yasak.
BU HAFTA LEMAN BİNİNCİ ÖZEL SAYI

Haftalık mizah dergisi Leman önümüzdeki hafta 1000. sayısını yayımlayacak.
Derginin kurucularından Bezgin Bekir'in çizeri Tuncay Akgün ile Daral ve Timsah’ın çizeri Mehmet Çağçağ, NTV Canlı Haber'de hazırlıklarına başladıkları 1000. sayıyı anlattılar.
Tuncay Akgün, 1000. sayının her zaman yaptıkları derginin dışında bir dergi olacağını söyledi.
Derginin kurucularından Bezgin Bekir'in çizeri Tuncay Akgün ile Daral ve Timsah’ın çizeri Mehmet Çağçağ, NTV Canlı Haber'de hazırlıklarına başladıkları 1000. sayıyı anlattılar.
Tuncay Akgün, 1000. sayının her zaman yaptıkları derginin dışında bir dergi olacağını söyledi.
Akgün, "Formatımızın dışına çıkacağız, politik havadan sıyrılacağız. 1000 sayı sonra böyle bir hakkımız var." diye konuştu.
"Türkiye’de mizah yapmak zor mu?" sorusuna Akgün, "Olsaydı biz 1000 sayı yapamazdık. Tabii ki zorlukları var ama bir taraftan da burada bir mizah geleneği var. Bir takım baskılar var, özgürlüklerle ilgili sorunlar oluyor ama biz işimizi her zaman yapıyoruz" yanıtını verdi.
Akgün, 1000. sayının kağıt kalitesinin çok daha iyi olacağını ve 48 sayfa hazırlayacaklarını sözlerine ekledi.
Mehmet Çağçağ da, "Bir birinci sayıda, bir de bininci sayıda çok yoruldum. Gerçekten günlerdir masadan kalkmıyorum, 1000. sayı çok özel olmasını istiyorum. 1000 sayıyı bulan dergi sayısı dünyada bile çok az ama Türkiye çok bereketli bu konuda. İçinden yetiştiğimiz Gırgır’ın sayısını aştık, o bizim gibi 1000 sayıya ulaşamadı maalesef. Bütün geçmişteki okurlarımızı -mizah dergisi okurları başlar,bitirir, mezun olur- onları da yanımızda görmek istiyoruz." diye konuştu.
(ntvmsnbc)
8 Ocak 2011 Cumartesi
JAGUARLI SANATÇI ERDEM EDİTOĞLU YENİ ALBÜMÜNÜ İFTİHARLA TAKDİM EDER: CEZALIM
7 Ocak 2011 Cuma
SON LİSE KANTİNİ OLAYLARINDAN SONRA BİR HIRGÜRKAN DERLEMESİ.
Son lise kantini olaylarından sonra, Leman'daki Sıkılhanlar'da yaklaşık beş yıldır boy gösteren, Hırgürkan tiplemesinin bir çok macerasından bir seçkiyi yayınlamak suretiyle.
Leman önümüzdeki hafta bininci sayıya hazırlandığı için bu olaylara yer veremedi. Ama Uykusuz ve Penguen'in habere ilişkin enfes karikatürleri var. Onlardan iki tanesini de buraya koymak suretiyle.

Leman önümüzdeki hafta bininci sayıya hazırlandığı için bu olaylara yer veremedi. Ama Uykusuz ve Penguen'in habere ilişkin enfes karikatürleri var. Onlardan iki tanesini de buraya koymak suretiyle.

- Sıkılhan, artislik yapmayın olm. Kardan korkan delikanlı olmaz, ayar etmeyin insanı. Bak tek tek arıyorum arkadaşları, yoklama yapıcam, gelmeyen şerefsizdir. Hadi bekliyorum, açtım ben okulu.
- Niye böyle bişey yaptın ki Hırgürkan? “Eskimo Meslek Lisesi”diil ki bizim okul, naapıcaz bu tipide orda?
- Lan bi haftadır kar tatili ayağına okul kapalı, kantin iş yapmıyo. Babam isyanlarda. Dört tane kar düştü diye delikanlı adamın tost ekmeğiyle oynanır mı kitapsızlar? Pederin cip senetleri var olm, ters bişey yapıcak adam. Köyden akrabaları aradı, “Milli Eğitim Müdürü’ne bi görünelim, habire okulu kapamasın” diyo. Bak olm, babam coşarsa en aşşa yüz bacağa mermi sıkar, ortamlar sakata gelir, harbi konuşuyorum ben burda.
- İyi de abi, senin pederin “Olası Kantin Dalaşı” yüzünden, donarak ölücez mi orda?
- Kim? Kaloriferler gavur damı gibi yanıyo olm burda. Babam araya girdi okul müdürü için bi tanker Suriye işi kaçak mazot ayarladı. Gelin işte olm, bu neslin eğitime öğretime ihtiyacı var. Vatan haini misiniz lan siz şerefsizler? Bak hoca felan da çağırmadım, biz bize olucaz, dersler boş geçicek yani. “Fıkra bilen arkadaşlar fıkra anlatsın, sesi güzel olanlar şarkı söylesin” hesabı. Yeter ki kantine üç beş para insin, anlıyo musun? Delikanlı gibi ekmeğimizin peşindeyiz burda. İlle eşkiyalık şerefsizlik mi yapalım lan?
- Tamam hoca, onbir tane çift kaşarlı tost söylüyorum ben bu durumda. Hemen gelemesem bile okul açılınca kapatırım borcumu, anlaştık.
- Kola, ayran? Yeni cips geldi bak, komple “taso” dolu içi. Alo?
- Niye böyle bişey yaptın ki Hırgürkan? “Eskimo Meslek Lisesi”diil ki bizim okul, naapıcaz bu tipide orda?
- Lan bi haftadır kar tatili ayağına okul kapalı, kantin iş yapmıyo. Babam isyanlarda. Dört tane kar düştü diye delikanlı adamın tost ekmeğiyle oynanır mı kitapsızlar? Pederin cip senetleri var olm, ters bişey yapıcak adam. Köyden akrabaları aradı, “Milli Eğitim Müdürü’ne bi görünelim, habire okulu kapamasın” diyo. Bak olm, babam coşarsa en aşşa yüz bacağa mermi sıkar, ortamlar sakata gelir, harbi konuşuyorum ben burda.
- İyi de abi, senin pederin “Olası Kantin Dalaşı” yüzünden, donarak ölücez mi orda?
- Kim? Kaloriferler gavur damı gibi yanıyo olm burda. Babam araya girdi okul müdürü için bi tanker Suriye işi kaçak mazot ayarladı. Gelin işte olm, bu neslin eğitime öğretime ihtiyacı var. Vatan haini misiniz lan siz şerefsizler? Bak hoca felan da çağırmadım, biz bize olucaz, dersler boş geçicek yani. “Fıkra bilen arkadaşlar fıkra anlatsın, sesi güzel olanlar şarkı söylesin” hesabı. Yeter ki kantine üç beş para insin, anlıyo musun? Delikanlı gibi ekmeğimizin peşindeyiz burda. İlle eşkiyalık şerefsizlik mi yapalım lan?
- Tamam hoca, onbir tane çift kaşarlı tost söylüyorum ben bu durumda. Hemen gelemesem bile okul açılınca kapatırım borcumu, anlaştık.
- Kola, ayran? Yeni cips geldi bak, komple “taso” dolu içi. Alo?
***
Alo Sıkılım naaber, Hırgürkan ben. Bak bu adımı son kez sööleyişim, bundan bööle bana telefon konuşmalarında filan “Ciğer” diye hitap edilicek. Kod adım : Ciğer. Seninki “Orfoz”… İstersen sen ciğer ol, orfozu ben alıyim.
- Pilav cacık alamıyo muyuz?
- Hemen sulandırma lan işi, şarafsiz. Ciddi bi teşkilat bizimkisi. Okuldaki polis ağabeye yardımcı olmak üzere, kendime görev edindim, böyle bi teşkilat kurdum. Biliyosun artık her okulda emniyetten bir ağabey olacak, ben de ona yardımcı olucam. Kim şerefsizlik yapıyo, bacılara kem gözle bakıyo, burda m
is gibi kantin dururken dışardaki kirli satıcıdan mısır, cips, kola alıyo, hangi çakal dışardan sigara getirmek suretiyle delikanlının ekmeğiyle oynuyo, bunları anında bildiricez. İşimize bakıcaz, ekmeemizin peşinde olucaz. Alo… Alo Orfoz, dinlemede misin?
- Doğrudur ciğer, anlaşıldı. Aramızda soğan var mı peki?
- Doğrudur orfoz, var. Bizim kantinin kasasında duran elemana “Soğan” kod adını verdik. Müdürmuavini Kudret Ağabey var o da “Pancar” kod adını aldı… Müdürden ise aramızda “Limon” diye söz edicez…
- Limon?
- Doğrudur.
- Malum şahıstan “Limon” diye mi söz ediyoruz…
- Doğrudur Orfozş…
- Limon, sarı sulu hani.
- ….
- Anlaşılmadı… Malum şahısa limon mu diycez. Hani ekşi ekşi, salataya felan katılır, taze nane yapraklarının üzerine, şööle, hatta biraz “Ayaş Domatezi” hormonsuz, bi parça “Çengelköy Hıyarı” belki.
- Şuş lanş şerefsiz. Kasten yapıyoşşşun dimiş eşşoğleşşek. Oruç kafayla mevzuuyu habire ekşiye şuluya filanş getiriyosun. Bana bak iftardan soona evde ol, gelip seni piçaklıycamş. Alo kapadın mı lan şerefsiz. Alo… Lan? Alo… İnfaz edicem lan seni. Kafana sıkıcam, etek giydiricem… Alo? Karı şahıs!
- Pilav cacık alamıyo muyuz?
- Hemen sulandırma lan işi, şarafsiz. Ciddi bi teşkilat bizimkisi. Okuldaki polis ağabeye yardımcı olmak üzere, kendime görev edindim, böyle bi teşkilat kurdum. Biliyosun artık her okulda emniyetten bir ağabey olacak, ben de ona yardımcı olucam. Kim şerefsizlik yapıyo, bacılara kem gözle bakıyo, burda m
is gibi kantin dururken dışardaki kirli satıcıdan mısır, cips, kola alıyo, hangi çakal dışardan sigara getirmek suretiyle delikanlının ekmeğiyle oynuyo, bunları anında bildiricez. İşimize bakıcaz, ekmeemizin peşinde olucaz. Alo… Alo Orfoz, dinlemede misin?- Doğrudur ciğer, anlaşıldı. Aramızda soğan var mı peki?
- Doğrudur orfoz, var. Bizim kantinin kasasında duran elemana “Soğan” kod adını verdik. Müdürmuavini Kudret Ağabey var o da “Pancar” kod adını aldı… Müdürden ise aramızda “Limon” diye söz edicez…
- Limon?
- Doğrudur.
- Malum şahıstan “Limon” diye mi söz ediyoruz…
- Doğrudur Orfozş…
- Limon, sarı sulu hani.
- ….
- Anlaşılmadı… Malum şahısa limon mu diycez. Hani ekşi ekşi, salataya felan katılır, taze nane yapraklarının üzerine, şööle, hatta biraz “Ayaş Domatezi” hormonsuz, bi parça “Çengelköy Hıyarı” belki.
- Şuş lanş şerefsiz. Kasten yapıyoşşşun dimiş eşşoğleşşek. Oruç kafayla mevzuuyu habire ekşiye şuluya filanş getiriyosun. Bana bak iftardan soona evde ol, gelip seni piçaklıycamş. Alo kapadın mı lan şerefsiz. Alo… Lan? Alo… İnfaz edicem lan seni. Kafana sıkıcam, etek giydiricem… Alo? Karı şahıs!
***
- Selamınaleyküm Sıkılhan Kardeş, alooo… Hırgürkan ben. Baksana ne diycem, senin pedere şööle “Sürmene işi” güzel bi piçak hediye etsek, sapı sedef kakmalı felan.
- Niye babama kesici ve delici alet hediye ediyosun, anlamadım ki?
- Ateşli silaha hevesi varsa onu da temin ederiz. Hani ne hediye edelim bilemedim tam olarak da… Yekten şeyi de soramıyorum, bir hotel, sarı bir bayan arkadaş, içkisi yemee dahil, komple, full gece… Bak o da olur yani. “He” desin, Şile’de Silivri’de felan bi hotelde güzelce bakalım senin pedere.
- Nooluyo olm lan?
- Noolucaksa güzellikle olsun diyoruz yani. Bi yerde senin babandır diye önden şık tekliflerde bulunuyoruz. Yoksa abimgil çoktan sıktıydı kafasına. Okul Aile Birliği’nin bir üyesi olarak kendileri, ekmeğimizle oynuyolar. Vay efendim, kantinde “Trans yağlarla yapılmış, nerden geldiği belli olmayan hayvan parçalarından mâmul sucuklu kaşarlı tostlar ilen, asitli içecekler satılmasınmış, yavruların sağlığı mavzuubahismiş. Terorist miyiz lan biz, ekmeğinin peşinde kantinci esnafıyız. Sööle o babana şerefsizlik yapmasınlar, bu topraklar, bu mekân sahipsiz değil! Esnafla oyun olmaz. Babam daa yeni siyah panel van minibüs aldı, camlarını kara filmle kaplattı, senet ödüyoruz bak. Delikanlı adamın rızkıyla oynayana, tezgahına taş koyana, işine çomak sokana, babamın oğlu da olsa zerre-i miskal acımam, bizzat ben sıkarım, şaraffsizim sıkarım…
- Güzel de, benim babam öyle okul aile birliği filan işlerine girmez ki, apartman toplantılarına bile ya beni ya annemi yolluyo. Bi yanlışın var…
- Kompüterde yanlış olur, bizde olmaz Sıkılhanım. Kendin kullandın cümle içinde bak; “annemi yolluyo” şeklinde. Ana bizde mukaddestir karıştırmıyım dedim. Esasen “Kantinde sağlıklı besin, temiz, hormonsuz et, ot, lahana yaprağı, enginar suyu satınız” filan diye Okul Aile Birliği’ne gaz veren bizzat senin valde. Neticede biz olayı babanla çözeriz ama onu sööliyim dedim. Olay büyür 2026 senesine kadar sizin sülaleye kurşun yağdırırız. Ben diyceğimi dedim, delikanlı gibi, ağır, vakur hareketlerle kapıyorum şimdi.
- Niye babama kesici ve delici alet hediye ediyosun, anlamadım ki?
- Ateşli silaha hevesi varsa onu da temin ederiz. Hani ne hediye edelim bilemedim tam olarak da… Yekten şeyi de soramıyorum, bir hotel, sarı bir bayan arkadaş, içkisi yemee dahil, komple, full gece… Bak o da olur yani. “He” desin, Şile’de Silivri’de felan bi hotelde güzelce bakalım senin pedere.
- Nooluyo olm lan?
- Noolucaksa güzellikle olsun diyoruz yani. Bi yerde senin babandır diye önden şık tekliflerde bulunuyoruz. Yoksa abimgil çoktan sıktıydı kafasına. Okul Aile Birliği’nin bir üyesi olarak kendileri, ekmeğimizle oynuyolar. Vay efendim, kantinde “Trans yağlarla yapılmış, nerden geldiği belli olmayan hayvan parçalarından mâmul sucuklu kaşarlı tostlar ilen, asitli içecekler satılmasınmış, yavruların sağlığı mavzuubahismiş. Terorist miyiz lan biz, ekmeğinin peşinde kantinci esnafıyız. Sööle o babana şerefsizlik yapmasınlar, bu topraklar, bu mekân sahipsiz değil! Esnafla oyun olmaz. Babam daa yeni siyah panel van minibüs aldı, camlarını kara filmle kaplattı, senet ödüyoruz bak. Delikanlı adamın rızkıyla oynayana, tezgahına taş koyana, işine çomak sokana, babamın oğlu da olsa zerre-i miskal acımam, bizzat ben sıkarım, şaraffsizim sıkarım…
- Güzel de, benim babam öyle okul aile birliği filan işlerine girmez ki, apartman toplantılarına bile ya beni ya annemi yolluyo. Bi yanlışın var…
- Kompüterde yanlış olur, bizde olmaz Sıkılhanım. Kendin kullandın cümle içinde bak; “annemi yolluyo” şeklinde. Ana bizde mukaddestir karıştırmıyım dedim. Esasen “Kantinde sağlıklı besin, temiz, hormonsuz et, ot, lahana yaprağı, enginar suyu satınız” filan diye Okul Aile Birliği’ne gaz veren bizzat senin valde. Neticede biz olayı babanla çözeriz ama onu sööliyim dedim. Olay büyür 2026 senesine kadar sizin sülaleye kurşun yağdırırız. Ben diyceğimi dedim, delikanlı gibi, ağır, vakur hareketlerle kapıyorum şimdi.
4. ÇİÇEĞİ BURNUNDA KARİKATÜRCÜLER ADANA BULUŞMASI
5 Ocak 2011 Çarşamba
YENİ KİTAP MECNUN KULELERİ'NİN KAPAĞI

İçinden tren geçen şehirler, orman köyleri, balıkçı kasabaları, nehir kenarları... O sekiz bloğun dışındaki her yer çok uzak ve yorucu geliyordu.
Ayrıca çok sıkılırsak, sekiz bloğa on dakika uzaklıkta, altı salonlu sineması olan bir AVM vardı.
Deniz, evet. Kıştan rezervasyon yaptırarak yetmişsekiz bungalovlu o tatil köyüne gidebiliyorduk. Yedi gün, sekiz gece bize ait olan o bungalovlardan birine yerleşip denize girebiliyorduk.
Sonra yine bu sekiz blok.
...
Şehrin yükselen yıldızı, kuyruğuyla dünyayı devirip kayıplara karıştı.
Deli asansörler yerin yedi kat dibine kaçtılar.
Üçüncü boğaz köprüsüne sadece yirmi dakika uzaklıktaki akıllı evler duygularına yenik düşüyor, gizli kameraların hepsi ıssız kumsallar gösterirken, güvenlik alarmları canavar düdüğü üflemeyi bırakmış, içlerinden of sökerek sesli sesli ağlıyorlardı.
Havanın boşluğunda birbirine çarpıp yankılanan keder, yer kabuğunu boydan boya yararak ilerledi.
Onbeş Ocak gibi... Kapak Latif Demirci... İletişim Yayınları...
2 Ocak 2011 Pazar
ERZURUM'DA BİR AİLENİN YANLIŞLIKLA 1971'e GİRDİĞİ ANLAŞILDI

(Bag Özel) Yeniyıl'ın ilk tuhaf haberi Erzurum'dan geldi sevgili BAG'cılar.
1 Ocak sabahı günün ilk ışıklarıyla uyanan Erzurumlu Çetrefil Ailesi gözlerini 1971 yılında açtı. Durumun farkına varan baba Suat Çetrefil, 1971'den güçlükle çıkıp postaneye giderek jandarmaya telefon etti.
Telefon üzerine olay yerine gelen ekipler gördükleri manzara karşısında hayret etmekten kendilerini alamadılar.
İLKÖNCE MİNİK YAVRU SUDENAZ KURTARILDI
Ailecek 1971'e girip mahsur kalan Çetrefil Ailesi'den ilkönce minik Sudenaz, çevre sakinlerinin alkışları ve gözyaşları arasında bir itfaiye erinin kucağında 2011'e girdi. Daha sonra tansiyon hastası babaanne Rüveysa Çetrefil, olası bir şok durumuna karşı önce 1983'e çıkarıldı, bir süre 2009'da bekletildikten sonra 2011'e alındı. Son olarak kurtarılan anne Teslime Çetrefil ayakta tedavisinin ardından taburcu edildi.
"GECE SİBEL CAN'A BAKIYORDUK; TELEVİZYONUMUZ RENKLİYDİ"
Olaydan sonra ifadesi alınan baba "Yılbaşı gecesi 2010'daydık. Ayıptır söylemesi cağ kebabı yedik, ben biraz alkol aldım, meyva fındık fıstık. Hanımınan akrabaları arayıp konuştuk, hatta televizyonda Sibel Can'a bakıyoduk, televizyon renkliydi. Sabah bi kalktık 1971'e girmişiz, nasıl oldu biz de anlamadık" şekinde konuştu.
UZMANLAR NE DİYOR?
Herzaman olduğu gibi uzmanların her biri başka bişey söylüyor. Zaman sıçraması, karadelik felan diyen de var, "sahte rakıdan olmuştur" diye kesin konuşan da var. Telefonda tarihi 1071 anlayıp Malazgirt Savaşı mevzuuna giren uzman bile oldu. Sadece iki uzman aynı konuda fikir birliğine vardı. Buna göre; talihsiz aile bir soba zehirlenmesi yaşamış olabilir. Karbon monoksit fazlasının bilinç bulanıklığı ve hallüsinasyonlara yol açması mümkündür. Hadi ordan.
1 Ocak 2011 Cumartesi
AHANDA GAZATACILIK: YENİYILIN İLK BEBEĞİ DÜN GECE 00.01 DE ANA RAHMİNE DÜŞTÜ. İŞTE O BEBEK!

OLAY ANINI BİR TEK BAG MUHABİRİ GÖRÜNTÜLEDİ!
(BAG Özel Haber) Dün gece saatler 00.01 gösterirken İclal- Tahmaz Bönerceli çiftinin bebekleri ana rahmine düştü. Olayı elekrton mikroskobuyla saniye saniye görüntüleyen muhabirimiz Tahmaz Bönerceli, eşini mikroskopla yaraladığı gerekçesiyle göz altına alındı. Annenin sağlık durumu iyiye giderken minik bebeğin "morula evresinde" olduğu açıklandı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




