6 Şubat 2011 Pazar

PAKİZE BARIŞTA: Atilla Atalay hayatın şah damarını yakalamış: ‘Mecnun Kuleleri’

Edebiyatın mizah hali aynı zamanda onun bilge halidir!

Hayatın kuyruğunu mizahla yakalayan edebiyat, ilk bakışta ‘yüksek edebiyat’ karşısında hafif görünse de (genel olarak tarihi boyunca bazı kesimler tarafından ciddiye alınmayıp, ikinci sınıf olarak değerlendirilmiş olsa da) mizahi edebiyat hayatın şahdamarıdır bana göre.

Mizahın dokunduğu hayat (hayat kesiti) çırılçıplak kalır çünkü.

Mizah, okuru (dinleyeni) ters köşeye sıkıştırır!

 
Gerçek mizah yazarı, (diğer edebiyat türleri yazarlarından farklı olarak) bir edebiyat misyoneridir bana göre; siyasal, sosyal, hatta ideolojik bir iğnecidir o!

Batırıverir iğnesini! Atilla Atalay’ın yaptığı gibi.. “– Sıkılhan. Ben Aşur... Aşur dayın... Alo... Benim anladığım, sen gelip bu Ömür dayını hunharca ortadan kaldırmayacan. Hâlbuki kaç defa söyledim kendisinin töre gereği menfur bir cinayete kurban gitmesi gerekiyor. Şunca yıldır çoluk çocuğu cinayete azmettiririm, senin kadar zor azmedeni görmedim. Yani hakikatten bütün telefonları dinliyolarsa, aramızdaki konuşmaları dinleyen biri bile çoktan azmedip Ömür şerefsizine gurşun yağdırmıştı...

– Dayı şu töreyi bana bir mail atar mısın, iyice bi anlamaya çalışıyım.
– Töre meyil atılır mı lan kavat?”

Atilla Atalay, yeni yayımlanan kitabı Mecnun Kuleleri’nde gerçeği çok anlama çekiyor ve kendine ait, kendi üslubunda bir gerçeklik tasavvuru içine giriyor; bunu da okuruna ‘gerçeğin gerçekte ne olduğunu’ sunarak yapıyor; okurun ezberlerini bozup, onu şaşkına çeviriyor.

Okurda son analizde tatlı bir tedirginlik oluşturuyor hayatla ilgili.

Atilla Atalay'ın gerçekliği, aslında normali sorgulayan bir gerçeklik; normal olarak sunulanın gerçekte örtülü bir gerçek olduğunun mizahla deşifre edilmesi bence; insanların (halkın) mecburen kabul ettiği, kabul etmek zorunda kaldığı normalin örtüsünün - bıyık altından gülümsetilerek- mizahla pulverize edilmesi.

Mecnun Kuleleri'nin birbirinden lezzetli, tam isabet, kısa ama öz 82 mizah incisi var.
Bu minik mizahi hikâyeler, belirli karakterlerle ve belirli bir saçmalıkla birbirlerine eklemleniyorlar.
Kitaptaki karakterler, adı Sıkılhan olan bir kişiyle diyalog kurmaya çalışıyorlar. İşte bu diyalogların özü de içeriği de mizahi bir saçmalık içeriyor. Ya da okur, İlişki Uzmanı ve Yaşam Koçu Sarı Dobra Lanbanu Ohnur'un birbirinden hayırlı öğütleriyle buluşuyor:"Sayın Dobra, ben ise bambaşka bir dertten ilişkimi kurtarmaya çalışıyorum.Aynen siz gibi ilişki uzmanı ve sahne sanatçısı olan Sayın Hülya Avşar'ın bir tv programında yaptığı 'Erkekler ara sıra başka kadınlara gidip zevklenmeli ki o ilişki sağlam olsun. Bu şekil aldatmalara ilişkinin sigortası gözüyle bakmak lazım,' şeklindeki açıklamalarını hatırlarsınız. Ben bu ilişki taktiğini Sayın Avşar'dan duyar duymaz derhal bir kadın kiralayıp kendisine küçük seksi iç çamaşırları giydirerek saç modelini değiştirdim ve eşim Kâmuran'a minik, hoş, tatlı bir sürpriz yaptım. (...) Fakat zaman içinde kocam benim kendisine arada bir zevklensin diye bulduğum kadını aldatmaya başladı. (...) Son olarak Şengül bana telefon edip 'Taciser Abla bizim Kâmuran Laleli'de bir otelde Ludmilla adında bir kadından zevklenirken ahlak zabıtasına tutulmuş," dedi. (...) Ben de ilişki uzmanlarından öğrendiğim ilişkiyicanlı tutma yöntemlerinden birkaç tanesini sıraladımŞengül'cüm dedim, 'İlişkitazelenmek istiyo' dedim..."

Kitabın son bölümü olan Mecnun Kuleleri, saçmalığın daniskasının adeta poetikleştirilmiş bir mizahı; sahip olduğumuzu sandığımız modernite de yazarın mizahi iğnesiyle hücrelerine ayrılıyor adeta: "Zepline doldurucan bunların alayını. Ağaç kabuğuna felan yazılmış alengir bi davetiye yapıp çağırıcan: Kentin gökyüzünden, gönül gözüne... Bulut gibi kadim, rezidans gibi çağdaş. Renkli bi balon kadar bildik ve uçarı, uzay gemisi kadar bilinmezlik dolu, maceracı... Gelin yirmibirinci yüzyılın modern yerleşimi Blue Sky Towers Bokçabük Konakları'na beraberce gökyüzünden bakalım."

Atilla Atalay'ın kalemi, sokağın dilini bilgeliğin diliyle meczetmiş edebî bir üretim aracı.

Sınıf ve duygu atlamak isteyen herkese dokunuyor.

Ben bayıldım Mecnun Kuleleri'ne.

5 Şubat 2011 Cumartesi

SEVGİLİLER GÜNÜNÜ YERÇEKİMSİZ ORTAMDA GEÇİRMEK SEVGİNİZİ "ÇILKINCA" İFADE ETMEK FELAN İSTER MİSİNİZ. COŞKU.

ÇOMBAZLAR GOURUP TİCARET MÜTEAHHİDLİK İNŞAAT AŞ. VEYSEL ÇOMBAZ VE OĞULLARI  İFTİHARLA SUNAR

TÜRKİYE'NİN İLK YERÇEKİMSİZ EĞLENCE TESİSLERİ

ÇOMBAZYUM

Yurtdışından ithal son teknolojilerle siz sayın halkımızın eğlence hizmetine sunulan ÇOMBAZYUM 'da ailece neşeli dakikalar geçirecek alışverişe doyacaksınız.

* Siz içerde uçuşurken çocuklarınızın güven içinde oynayabilecekleri Çombazchild
* Çıkışta acıkanlar için fastfood restaurantların sıralandığı Çombazfood
* Dünyaca ünlü markaların satıldığı alışverişte çığır açacak dükkan yerleşimleri Çombazstore
* 750 araçlık otoparkta Çombazcleaner hızlı oto yıkama servisi...




İşte Çombazyum'da dünyaevine giren çılkın gençler Sudesöz ve Müdürer Faraş çifti.

Resimdekiler soldan sağa: Dumrul Sıtmaz (gelinin dayısıgil, Tokat'tan düğüne geldi), Kunter Sivri (Damat Müdürer'in Sivastaki acemi birliğinden arkadaşı,bekar. Berşan Hotarcalı istasyon meydanında büfe üzerine dükkanı var,  Münir Faraş ilçe başkanı, işadamı, damatgilin babası, Şüblâ Faraş ev hanımı, damatgilin annesi, Semiramis ve Ensar Sucu, gelin tarafı. (Foto: Çombaz visor office design)

ÇOMBAZLAR GOURUP PEK YAKINDA BAĞCILAR'DA YEPYENİ BİR ÇILKINLIK VE ALIŞVERİŞ MERKEZİYLE HİZMETİNİZDE. AMARİKA'DAN İTHAL SÜPER TEKNOLOJİ OKŞİZENSİZ ORTAM DELİCE ALIŞVERİŞ. BEKLEYİN. ÇOMBAZCİTY ÇOK YAKINDA.

Sel felaketi, oyun oldu!

Geçen yıl İstanbul'daki sel felaketinde servis aracında ölen 8 kadın işçinin hikayesi unutmayalım diye tiyatro sahnesine geliyor.


İSTA - 9.9.2009 Çarşamba… Bu tarih böylece belki çoğumuz için fazla bir şey ifade etmiyor. Ancak, “İstanbul’da büyük sel felaketi” dediğimizde hepimiz hatırlıyoruz ve o günün simge görüntüleri bir bir gözümüzün önüne geliyor: belediye otobüsü üzerinde selden korunmaya çalışanlar, boydan boya sular altında kalmış Silivri, suların alıp götürdüğü Dila bebek ve bir panelvanın içinde boğularak hayatını kaybeden sekiz kadın işçi… Şimdi o sekiz kadının hikayesi tiyatro sahnesine geliyor, unutmayalım diye…


"Tiyatro Güzel Şey" tarafından hayata geçirilen “Sel”in prömiyeri 9 Şubat Çarşamba garajistanbul’da. Mart ayının ikinci haftasına kadar da yine her çarşamba aynı yerde sahnelenecek.


Oyun dolayısıyla hatırlatmakta yarar var. Sekiz kadın işçinin hayatını kaybettiği olayla ilgili devam eden davada son bilirkişi raporu şöyleydi: “Kazanın oluşunda asli ve tek etken meydana gelen doğal afettir.” !


“Aslında o kadınlar, bizim onları sıkıştırdığımız köşede, nefes alamadıkları için boğuldu.

Birey olmalarına izin vermedik, çalışmalarını kendi bağımsızlıkları için değil eve sağladıkları katkı için destekledik.

Hayallerini gerçekleştirmeleri için kapıları açmadık.

Hayalleri olduğunu bile fark etmedik.

Biz sadece seyrettik.

Seyrettik… başımızı çevirdik.

Seyrettik… kanal değiştirdik.

Seyrettik… çünkü bunu değiştirecek vaktimiz yoktu.”

4 Şubat 2011 Cuma

Kamusal alanda gaz çıkarmaya yasal engel

Malawi Adalet Bakanı George Chaponda, hükümetin kamuya açık yerlerde gaz çıkarılmasını yasaklamaya hazırlandığını doğruladı.

Chopanda gaz çıkarmayı suç kapsamına alan yasa tasarısının gelecek hafta parlamentoda ele alınacağını söylüyor.

Söz konusu yasanın, kamu hayatında adabı korumak için hazırlanan bir paketin parçası olacağı açıklandı.
Adalet bakanı Chopanda bu yasanın da kamuya açık alanda tuvaletini yapmayı yasaklayanlardan farksız olduğunu savundu.
Ancak Afrika'nın güneydoğusundaki 15 milyon nüfuslu ülkenin halkının bu yasanın nasıl uygulanacağı konusunda şüpheleri var.
Fransız Haber Ajansı AFP, Chaponda'nın bir radyo istasyonuna "Düzeni korumak bize düşüyor. Diktatörlük zamanında (1964-1994) böyle miydi?" dediğini aktardı.
"İnsanlar yaptıklarının sonuçlarından çekinirdi. Şimdi çok partili yaşam ve özgürlükler yüzünden, insanlar her istedikleri yerde rahatlayabileceklerini düşünüyor."
"Doğanın gerekleri kontrol edilebilir. İsteyenler, bir tuvalete gidip rahatlayabilir."
Ülkede ilk olarak 1929'da bu konuda bir 'hava kirliliği' yasası çıkarılmıştı. Şimdi önerilen değişiklikler ise bu 'cürüm'ün ufak bir cezaya tabi tutulabilmesinin yolunu açıyor.
Chopanda "Bırakalım da gereğine milletvekilleri karar versin" diyor.

Eski bir İngiliz kolonisi olan ülkenin, erkeklerin saç uzatmasını, kadınların pantalon giymesini yasaklayan başka muhafazakar yasaları da var.
Ancak son girişim, son yıllarda adı Madonna'nın çocuk evlat edinme turları ile gündeme gelen ülkenin komedi programlarına malzeme olmasına yol açtı. (Hürriyet)

TORBA YASA

 Ostim'de, tersanelerde çoğu kaçak, sigortasız, iş güvenliğinden yoksun ortamlarda çalıştırılan işçiler patır patır ölürken "torba yasa" yla mevcut işçi hakları da toptan makasa gelmek üzere.



Suç aletiyle yakalandı!

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı TRT Okul kanalının açılış konseri öncesinde, terörle mücadele ekipleri, “eylem yapacağı” ihbarı gerekçesiyle Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası’nın trompet sanatçısı Onurcan Çağatay’ı gözaltına aldı. İhbarı yapan telefon numarası resmi kayıtlara “111 22 33” olarak geçerken Çağatay’ın asıl gözaltı nedeninin de Türkiye Gençlik Birliği üyesi olması ve fişlenmesi olduğu anlaşıldı.

2 Şubat 2011 Çarşamba

HAFTANIN SIKILHAN'INDAN

- Allo. Sıkılhan miribaa, Bunalgül ban. Bişi söölicam; biz var ya Büzge'yle kutuplaştık.

- Çok güzel, peki ne zaman buharlaşmayı düşünüyosunuz?

- Salaklaşmaz mısın lütfan Sıkılhan. Ciddi bişi söölüyoruz sana şurda. Muhteşem Yüzyıl Dizisi yüzünden kutuplaştık biz hakkaten Büzge'yle. Karpuz gibi ikiye bölündük resman. O, Mahidevran Sultan'ı tutuyo, "Hürrem Hatun, Mahidevran'ın yuvasını yıktı" diyo. Ben ve Çisil Hürrem'i tutuyoruz. Ortam acımasız, rekabet çok, kız kendine sarayda bir kariyer yapmaya çalışıyo...

- Şehzade de yaparım kariyer de hesabı diyosun.

- Yani... Üstelik tektaşını da kendi aldı bileğinin hakkıyla. Çalıştı çabaladı, sultanın gözüne girdi, kaptı yüzüğü...Peki sen kimi tutuyosun?

- Gazneli Mahmud'u...

- Ööle biri yok ki dizide, sooraki bölümlerde mi çıkıcak?

- Yaprak Dökümü'ndeydi o...

- Yiğıvrançsın Sıkılhan. Aç da kendi kabaetinle dalga geç sen tamam mı? Hayvanlarca kere hayvanlığı tek puanla kaçırmış birisin. Ayağıma üşenmem, tacı tahtı bi kenara bırakır oraya gelirim, senin ağzını kırarım. Tiz kapa şu telefonu terbiyesüz!

* * *

- Alo Sıkılhan, ben Adeviye Halan, nasısın guzum? Daha evlenmedin de mi? Bak evlenmiye niyet edince önce bana haber verecen. Çöpçatanlık sektörü holdingleşti artık, TNT televizyonu da dev yatırımlar etti, izdivaç programı yapmaya başladı. Küçük esnafı toptan bitirdiler. Kimse mahalle arasındaki çöpçatan karılara yüz vermez oldu, herkeş soluğu stüdyoda alıyo.

- Olur mu hala, sen organik çöpçatansın.

- He valla. Televizyonun gurduğu yuvadan ne hayır gelir? Ertesi gün kalkıp "evliliğinize şifre koydum, aranıza reklam alacam" felan deyince görecekler günlerini. Karı koca arasına reklam alınır mı hiç?

- Sen de ihmal etme, az kendini yenile ama. Konu komşuya reklam ver, logonu felan değiştir.

- Sigortanın asabiyecisi ilacımı değiştirdi zaten. Yeni ilaca başladık, bunların rengi uçuk mavi, az uyku yapıyo amma eskisi kadar evlendirme arzusu hissetmiyom gayrı. Üç çocuk arzusunda bi azalma yok yalnız. Sinirim de devam ediya, enişdengilin gafasına sobanın kül faraşıynan vurdum geçen gün. Naapacan beni de bööle gabul etmeniz lazım. Muhabbetle kucaklıyor, en kalbî duygularımnan telefonu kapatıyorum, buradan da karayoluyla Boyabat'a geçip iki nikaha katılacağım.

Leman'ın Bu haftaki Sayısından Özetlenerek

PENGUEN KAPAA

1 Şubat 2011 Salı

TAHTALIKÖY'E TATLI YOLCULUK

NİŞASTA BAZLI ŞEKER ALARMI!
Gofretten bisküviye, meşrubattan unlu gıda mamüllerine varana kadar tükettiğimiz bir çok gıda malzemesinin içinde yer alan Nişasta Bazlı Şeker (NŞB) maddesi Türkiye'yi obezitede ABD ve Meksika'ya yaklaştırdı.



Tokluk hissi vermeyen ve kanserden kalp hastalıklarına ve karaciğer yetmezliğine kadar birçok kronik hastalığa yol açtığı ileri sürülen nişasta bazlı şeker (NBŞ), Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasaklandı. Bağımsız bilim adamlarının, “Mısırdan elde edilen NBŞ’de yüksek oranda fruktoz (meyve şekeri) var. Fruktoz, tokluk hissi uyandırmaz aksine yedikçe yedirir. Kronik hastalıklar salgına dönüşmeden önlem alınmalı” dediği NBŞ için Türkiye bir cennet durumunda. Türkiye’de mahkemeler, şirketlere ‘kotayı düşür’ dese de Bakanlar Kurulu yetkisini, kotayı artırma yönünde kullanıyor. NBŞ artık kotalı, kotasız vemerdiven altı olarak tüm gıdamaddelerinde kullanılıyor. En büyük üretici konumundaki ABD’nin Gıda ve İlaç İdaresi FDA, Nisan 2008’de “içeriğinde yüksek fruktoz olan NBŞ suni tatlandırıcıdır” açıklaması yaptı.