24 Temmuz 2010 Cumartesi

HAFTANIN SIKILHAN'INDAN: ŞAKAYIK SÖZLÜK VE TESBİT EVİ

- Allo, bişi söölicam, Bunalgül ban, çok acele dört tane tesbite ihtiyacım var Sıkılhan. Büzge, Çisil, Borukaan bi de ben "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" diye site açtık, ööle tesbit edip bırakıcaz oraya...Örnek veriyorum: Suya bırakılan efervesant aspirin tabletinin baloncuklar içinde göbek atması...
- Seyretmen bittiyse iç o aspirini, iyi gelir bak.
- Bişi söölicam. Bak ben gayet ciddiyim, yaa herşey tesbit edilmiş yaa, sayfa sayfa tesbit dolu her yanlar. Biz yeni açtık siteyi, tesbit edicek bişey yok. Borukaan'la Çisil paso benim tesbitleri kötülüyolar zaten. Bir ayağı altı parmaklı olan Çisil adlı insanların haset paçozlar olması... Bu arada, sen Çisil'in bi ayağının altıparmaklı olduğunu sanırım bilmiyodun.
- Her seferinde mi yaa. Dejavu Meslek Lisesi Müdiresi. Eheğ... Biliyo musun, çok şaşırtıcısın Bunalgül. İnsan seninleyken her an, birbirinden sürprizli, alışılmamış dakikalara gebe.
- Gebe Meslek Lisesi Müdiresi... Nerde gördün bunu, güzel bi tesbit. Hemen yazıyım "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" sitemize. Ulusal bayramlarda felan saçını topuz yaptırır dimi bi de bu müdire. Topuz candır, topuzlu müdire yardırır, ohertir... Bişi söölicam, senle konuşurken bunu çata çata yazdım ben, nooldu bil?
- Borukaan ile Çisil yazaryazmaz senin tesbitini kötülediler... Onlar da şaşırtıcı, insan naapıcaklarını kestiremiyo, ehe...
- Evet yaa, bişi yazıyorum, hemen hasetlikten kötülüyolar. Bu arada Borukaan "Gazete foto galerilerindeki taş hatun resimlerini imleçle taciz eden insan modeli. Bakınız: Körsır sapladım mankenin edep yerine diley diley" diye bi tesbit yazmış Çisil hemen onu çok beğenmiş. "Yardırdı ve/veya ohertti butonu" na seksen kez üstüste tıklamış. Bakar mısın yaa, yancılığa, seviyesizliğe bakar mısın? Peki buna karşılık ben naaptım...
- Oh, bilmiyorum tahmin edebilecek miyim? Yoksa... Yoksa... Sen de derhal Borukaan'ın yazdıkları için "Hocam naaptın yaa açıktan sıçmışın" butonuna yüz kez basarak kötüledin mi onu?
- Aynen... Ya Sıkılhan baksana sen bu tesbit paylaşımı platformu işlerinden anlıyosun. Gel senle kendi sitemizi açalım. Zaten ben bu "Şakayık Sözlük ve Detay Evi" konseptinde bir "öteki" gibi hissediyorum kendimi. Resman Çisil ve Borukaan'la yancılarının platformu oldu orası. Adeta ayağı altı parmaklı olanların toplandığı bir şer yuvası. İrili ufaklı ondört sözlükte hesabım var ama insanın kendisininki gibi olmuyo haliynen. Ne diyosun?
-....
- Bişi demiyosun.... Bişi demiyenlerin, hayvanlarca kere hayvan olması... Bakınız ilkinsan, insan spoylırı. Boyfriendinin içinden elli katlı ayı barınağı çıkması. Eşşoğleşşek vs Sıkılhan. Hemen kapat butonuna abandın de mi? Yiğıvrançlık sertifikası. (Leman'dan Özetle)

13 Temmuz 2010 Salı

UYARLAMA AMARİKAN DİZİLERİ ÜZERİNE SIKILHAN

- Alo Sıkılhan, dostum merhaba. Enes ben ... Kâmuran Kunduzer'in yapımcılarından, Enes Binsatar.
- "Kâmuran Kunduzer'in yapımcıları" kim olm, niyesiniz siz? Kimsiniz? Nedeniniz nedir?
- Ya bizim sülalenin en önemli mahsulü Kâmuran Kunduzer de o bakımdan kendimi öyle takdim ediyorum. Hani yeni başlayan bi diziyi felan ööle tanıtıyolar ya. Misal "Lost'un yapımcılarından yepyeni bir dizi" gibi... Kâmuran Eniştem geçen dönem parlementoya girdiydi, 154 akrabamızı işe soktu, kıyıda bi otele ruhsat aldı, çok uluslu bir şirkete AVM arazisi için aracı oldu.... Şimdi bi özel hastanesi dört jipi var. Ben de Kâmuran Kunduzer'i çıkarmış bir sülalenin yapımıyım yani...
- E iyi. Ne istiyosunuz sülalecek?
- Yaa bana bi yerden bi ayı bulabilir miyiz? Senin şu Ömür Dayı'nın köyünde, dağlarda felan var mıdır? Parası önemli değil. Bana acilen bi ayı hayvanı lazım, televizyon için süper bi dizi buldum da.
- Televizyonda ayı mı oynatıcan? Zor iş yalnız. Her kış sezon finali yapman lazım, kışları ayı uykuya yatar, dizi aksar. Türkiye ekran başına kitlenmekte güçlük çeker. Milyonlar soluğunu tutup senin ayıyı izlemeyemez.
- Ya o da doğru da. Dediğim ayıdan başka tornistan edilicek Amerikan dizisi kalmadı. Enson Kozbi Ailesi'ni MFÖ'nün Fuat'ına oynatıcaklar diye duydum. Fuat, Doktor Haksibıl olacağımış. Yerli Siesay dizisi "Kanıt" da izleyiciyi ekran başına çekmeyi başardı. Yerli Horasyo rolündeki arkadaş çok başarılı. Bizim yerlisini Horasyogilin annesine göstersen oğlu zanneder. Gay TV spikeri ve frijit karısının göstermelik reklam evliliğini anlatan adapte diziyi de Türk izleyicisi benimsemeden edemedi. Özet geçiyim; hertürlü Amarikan dizisi'nin enaz bir kez yerlisi çekilmiş durumda.
- Hey bunda nevar dostum? Lanedolası televizyonların ne yayınlayacağını sanıyordun?
- Tamam bişey yok, elbette batının iyi taraflarını alacağız. Ama hepsini almışlar bitmiş. Benim enternette yaptığım araştırmalara göre bir tek CBS Televizyonunun "Gentle Ben" adlı 1969 yapımı 56 epizodluk dizisi Yurdumuzda yerli yapım olarak henüz yayınlanmamış. Bu dizide Ben adındaki bir ayıyla Mark adında sekiz yaşındaki bir çocuğun Florida Ormanları'nda geçen maceraları konu ediliyor. Köpeklisini, maymunlusunu filan yayınladılar bak. Bi tek yuunus balıklısıyla ayılı olanını adapte etmemişler.
- Sen de rızkımı uyarlama ayıda arayayım dedin...
- Şimdi, Flipper de var yuunuslu dizi. Ama bizim ööle denizle balıkla pek aramız yoktur halk olarak. Uyarlama ayı daha sıcak gelir bize. Ayı daha bizden sanki. Florida'yı Terkos Gölü ve çevresi yaparız, ayının adı Kezban, çocuğun adı Coşkun olur. A plas grubunda, praymtaymda, edvençır seriyıl segmentinde ve...
- Fak yu!!!
- Yani lanedolası diyorsun. Hiç hoş diil, şimdi telefonu da kapatırsın sen.
- Ne sandın yavraam!
* * *

- Allo Sıkılhan, Bunalgül ban, bişi söölicam. Doksanbeşli kızlar var ya süzme salak oluyo. Yarebbim bu yeni nesil ne aptal bişiler yaa. Büzge'nin kızkardeşi var Silay. Karı sigara içenlerin "mozaik" diye bi hastalık çıkardıklarını sanıyo. Ben önce aptala yatıyo zannettim. Hani "bariz çekiciyim akıl bana ne lazım, çırkınler, popüler olmayanlar, yılsonu partisinde hiçbir erkek tarafından baloya davet edilmeyen ezikler, asla ponpon kız olamıycaklar çalışkan olur, herşeyi bilirler" hesabı. Ama yok baktım karı ciddi. Bişi söölicam ne kadar aptallar yaa...
- Sen onun televizyonlarda yasa gereği zorunlu olarak uygulanan bi görüntü efekti olduğunu biliyosun yani...
- Çok saçma, tabiki de biliyorum... Ehü... Yani biliyorum tebi de... Bişi söölicam, sen bana popüler olmıyan kız demeye mi çalışıyosun? Yiğıvrançsın Sıkılhan Öflan. Beni, yılsonu balosuna davet eden popüler çocukların listesini almaya belleğin yetmez senin; hayvanlar aleminin ceosu, şşoleşek. Ben istesem ponpon kız bile olurum ama sen asla okulun popüler çocuğuna takılan gözlüklü ve dişlek yancı gibi olmaktan ileri gidemezsin. Ezikli Menba Suları, Antisosyal hayvan, Yılın Sığırtmaçı. LEMAN/ SKLHAN 11 Temmuz 2010

.

25 Haziran 2010 Cuma

KARIM ELALEMİN İLİŞKİSİNİ KURTARICAM DİYE BİZİM İLİŞKİYİ PİJ ETTİ AFEDERSİN!




Sayın Lanbanu Ohnur. Size bu mailimi Necdet Abimin ortanca kızı Berivangilin bilgisayarından atıyorum.
Çünkü üç aydır kendi evimde değil, Necdet Abimin evinde adeta bir sığıntı gibi kalıyorum.
Çünkü hanımım Kübranur'la bir hiç yüzünden ilişkimizi bitirdik. Kalbim ve kalçam kırık.
Çünkü, sığıntı olarak kaldığın evdeYengem Hafize'ye ayıp olmasın diye kendi donlarımı ve çoraplarımı yıkayıp motosikletle işe giderken arka seleye bağlamak suretiyle rüzgarda kurutuyordum. Ancak bağladığım çoraplardan biri seyir esnasında seleden kurtulup motorun tekerine dolanınca Gaziosmanpaşa'daki bir Bereket Döner şubesine fitrin camından girdim, kalçamı kırdım, motoru pert ettim.
Ne yalan söyleyeyim kaza geçirdiğim vakit için için seviniyordum Hesabıma göre kazayı duyunca hanımım Kübranur soluğu Baltalimanı Kemik Hastanesi'nde alacak gözyaşları içinde bana sarılıp "Oh Ferruh, Tanrı'ya şükürler olsun, iyi ki kazayı ufak bir kırıkla atlatmışsın. Bir an için seni tamamen kaybetme korkusu yaşadığımda yaptığım hatayı anladım, ben sensiz olamam, bana bir şans daha ver" diyecek. Nerdee?
Yengemgilin demesine göre ben Baltalimanı Kemik Hastahanesi'nde ecelle pençeleşirken Kübranur bir otobüs dolusu kadınla "Gönülçelen Dizisi" nin setini ziyarete gitmiş. Vay efendim o dizinin başrol oyuncuları birbirine çok yakışıyolarmış, Tuğba Büyüküstün'le Cansel Elçin dizideki gibi gerçek hayatta da sevgili olsaymışlar ya.

İLK KEZ CANER'LE TÜLİN'İN İLİŞKİSİNİ KURTARMAYA KALKIŞMIŞTI

Kübranur tee Caner- Tülin aşkından beri bi takım dizi kahramanlarının felan aralarını yapmaya, bi ayrılıp bi barışan ünlülerin ilişkilerini kurtarmaya kendini adamış bir kadın. Şöyle söyliyim Bülent Hanım ikinci kocası Armağan Bey'le ilk kez nişanı attığında geceyarısı "Yahu bu kadın hiç mutluluğu bulamayacak mı, nooldu da nişanı attılar acaba" diyerekten kendince olayı aydınlatmak için semtimiz Yenibosna'dan korsan taksi tutup İzmir'e gitmiş bi insan kendisi.
Orda Armağan Bey'e ulaşmayınca "Belki olay Bülent'in ilk kocası, baba tarafından Alman Cem Adler Beyefendi yüzünden patlakvermiştir" diyerek Almanya'nın Köln Kentine gitmek isterken Lufthansa Havayolları'na ait A340 tipi bir uçağın iniş takımlarına saklanmış bir halde yakalandı. Bunlardan başka;
* Rafet El Roman- Tuğba Altıntop ikilisini tekrar bir araya getirmek için, Rafet'in çocuklarına bakıcılık yapan kadına "Rafet'in yakasından düş, senin yüzünden Tuğba'ya geri dönmüyo. Vallahi evini basar seni cırmak içinde bırakırım, evini taşlatırım, seni abimgile dövertittiririm" şeklinde tehtid telefonları açtığı gerekçesiyle tutuklanıp üç ay hapis yattı.
* Kadıköy'de konservatuar'ın damına çıkıp Sibel Can Hakan Ural'a geri dönsün ortada iki yavru var, herkeş için doğru olan bu, yoksa kendimi burdan aşşağı atarım" diye bağırarak konservatuarın damındaki bütün kiremitleri meydana attı.
* "Beyaz'la Tanem bi yuva kursunlar, Beyaz artıkın bekârlığa veda etsin, adak adadım" diyerekten ithal malı angus davar alıp apartmanın bahçesine bağladı.
Daha hangi birini anlatayım... Ben her seferinde sırf ilişkimiz zarar görmesin diyerekten kendisini affedip bağrıma bastım.
O sevdiği ünlülerin ilişkilerini kurtarmaya giderken yol masrafı yapmasın diye ikinci el bir Doblo aldım. Feys ve Twitter'den ünlüleri dakikası dakikasına canlı olarak izleyebilmesi için 24 aylık taahhütname imzalayıp sınırsız internet bağladım.

ELALEMİN İLİŞKİLERİNE MASRAF EDERKEN KREDİ KARTIM PATLADI TEFECİLERİN ELİNE DÜŞTÜM

Annem "Canını kurtar, borcunu kapat" diye bana bi miktar para verince kardeşlerimle birbirimize düştük.
Kızkardeşim Suhiye "Anamın miras parası üzerinde hepimizin hakkı var, kadıncağızı kandırıp paraları elinden alıyosun" diyerekten kocası Mevlüt'ü üzerime saldı. Mevlüt sarhoşkene bana tabanca çekmeye çalışırken, tapancası belinde patladı. O esnada kopup yerinden kurtularak oturma odasının duvarına yapışan çok afedersiniz pipisini duvardan alıp diktirmek üzere hanıma aldığım ikinci el Doblo'yla hastaneye yetişmeye çalışırken kaza yaptık. Suç bende değil karşı istikametten gelen tomruk yüklü kamyondaydı. Kamyoncu suçun kendisinde olduğunu bildiği için ve kendisini dövmemizden korktuğundan olay yerinden kaçıp izini kaybettirdi. Biz enkazın arasında Mevlütgilin pipisini saatlerce aramamıza rağmen bulamadık. Mevlüt'ü hastaneye yetiştirdikten sonra ben bi ihtimal pipiyi olay yerinden kaçan kamyoncu almıştır diyerekten adamın peşine düştüm.
Kamyoncuyu Adapazarında bulup kendisinde kendisininkinden başka pipi bulunmadığını anlayarak eve döndüğümde aradan iki ay geçmişti. Ben eve dönüşümde ocakta kaynayan bir çorbayla beni şevkatle kucaklayacak başını omzuma koyup maceralarımı dinleyecek bir eş bekliyordum. Ama nerdee? Kübranur bir zeytinyağı edasıyla üste çıkarak "bunca zamandır neredeydin be Allahın adamı" diye bana çemkirdi. Hatta beni evden kovdu.
Ben gurbette enişte pipisi peşindeyken Kübranur çoktaan evde benim eşyalarımı, bir kere bile ütüleyip yıkamadan bir bavula tıkıştırmış ilişkimizi bitirmek üzere yolumu gözlemeye başlamıştı. O arada kimbilir kaç ünlünün ilişkisi için çaba sarfetmiş ama bizim ilişkimizi acımadan bitirmişti...
Çaresiz elimde bavul sokaklarda dolaşmaya başladım. Eniştemin pipisinin kopmasına neden olduğum için ailemin yanına da dönemezdim. Gidip bir otel odasına yerleştim. Otelde bavulumu açıp yerleştirirken buruşuk bir pantolunun cebinde başlangıçta ne olduğunu anlayamadığım bişey buldum. Kurumuş kaysı gibi tuhaf birşeydi. Bir anlam vermeyip kederli otel odamdaki komodinin üstüne koyarak yorgun bir şekide uykuya daldım.

ENİŞTEMİN PİPİSİYLE OTEL ODASINDA BİR GECE GEÇİRDİM

Sabah uyandığımda herşey yerliyerine oturdu. Bavuldaki buruşuk pantolon kaza günü üzerimde olan pantolondu. Heryere bakmış fakat kazanın şokuyla pantolunun cebine bakmamıştım. Hepsinden daha da kötüsü eniştemin pipisiyle otel odasında bir gece geçirmiştim. Neden olduğum tüm felaketler ve kara talihim yüzünden o dakka otelden atlayarak intahar ettim.
Bu satırlardan da anlaşılacağı gibi ölmeyi beceremeyip altı aylık bir hastane macerasından sonra büyük abim Necdetgilin evine sığındım.
Ama noolursa olsun onu haala seviyorum Lanbanu Hanım. Eşim Kübranurla yeniden tertemiz bir ilişkiye başlamaya hazırım. Kendisini ikna edebilecek miyim sizce? Hee, ne diyosunuz?
* * *
Ferruh, yaşam her virajında ne de güzel deneyimler yaşatmış, bak ne güzel olgunlaştırmış seni. Evren sana bişeyler anlatmaya çalışmış. Umarım anlamışsındır, ben anlamadım.
Herzaman söylediğim gibi kurtulmayacak ilişki yoktur. Şikagolu İlişki uzmanı Susannah Oberthall bakınız ne güzel söylemiş.
"Kaz götüne yumurta gelmeyince 'ubreh ubreh' diyin dolaşır".
Çok pardon bu lafı Susannah Oberthall söylemiş olamaz, daha çok bi ananane lafına benziyor. Asistanım Süay, notlarımı karıştırmış olmalı. Her neyse ben sana ezberimden bi laf söyliyim:
"İlşkiler frozenfood (dondurulmuş yemek) gibidirler. Taraflardan herhangi biri bu asırlar önce dondurulmuş yemeği yüreğinin mikrodalga fırınına atarsa ortaya tadından yenmeyen leziz bir yemeğin çıkması an meselesidir"
Uzun lafın kısası sizin ilişki de kurtulur, Ferruh ya da Nadir Bey. Tektaş yüzük al, minik sürprizler filan... Tatilde kruvaziyer turizmini düşün, gemiyle dolaştır, Azor Adaları iyi bir destinasyon olabilir. Keten ceket, gabardin bermuda... Parmakarası terlikten uzak dur, bi miktar da nakit para ver...
Göreceksin sevgi tomurcukları ergeç baş verecektir. Evren sevgiyi geri çağıracak, yine nutlu olacaksınız.
Işık gözünüze girsin...
TEMMUZ LMANYAK DERGİSİ'NDEN ÖZETLE

26 Mayıs 2010 Çarşamba

ESKİ BİR LİRA'YLA BAŞLAYAN AŞK BENİ KAVURDU Bİ ARA.

SARI DOBRA LANBANU OHNUR YAŞAM KOÇU İLİŞKİ UZMANI

Hem Sayın Seda Sayan gibi bir Sarı Dobra, hem bir ilişki uzmanı hem de yaşam koçu olan kişiliğinizle kısa sürede ilişki dünyasının yükselen yıldızı oldunuz Sevgili Ohnur Hanım. Sayın Safiye Soymanvari içtenliğinizin yanısıra, üst düzey ingiliscenizle ecnebi ilişki sektörünün yeniliklerini anında ülkemize getirebilen kıvrak zekânız, bizleri neredeyse size sormadan bir ilişkiye girip çıkmama noktasına getirdi.
Partnırım Selahaddin'le bir poğaça ve böörek salonunda kendisinin verdiğim 3.75 lira pattesli börek ücretindeki 1 TL'lerden birinin eski 1 TL olması vesilesiyle tanıştık. Kendisi bana ılık bir sesle
"Bunlar artık geçmiyor hanımefendi" dediği dakkadan itibaren derhal kendisiyle bir yuva kurup üç çocuk yapmaya, Adalet Yengemlerin Parseller semtindeki giriş kat dairesine taşınıp düğünde takılacak takılardan bir kısmını eve peşinat saydırmaya, babamgilden kalan üç hisseli tarladan payıma düşen parayı da abimden isteyip, Selahaddin'e Bayrampaşa'daki böörekçiye kolay gidip gelsin diye ikinci el bir Doblo almaya karar verdim.
Ben bu kadar ayrıntılı bir plan yapıp herşeyi anında tasarlamış olmama rağmen Selahaddin, "Bunlar artık geçmiyor hanfendi" cümlesini iki üç kerre üstüste kurmaktan başkaca bi şey yapmadı bu ilişki için.
İlişkideki bu soğukluğunu önce başka bir kadının varlığına bağladım. Ama baktım ki parnaklarında bir yüksük yok idi. Bu durum da gay ya da psikolojkman iktidarsız olabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak yeni bir plan kurdum.
Adalet Yengemlerin Parseller Semtindeki giriş kat dairesine yerleştikten sonra düğünde takılan takıların bir kısmıyla kendisini ilgili uzmanlara götürüp bir gösterecek, eğer uzun süreli bir terapi felan gerekiyorsa doktora kolayca gidip gelebilmesi için, Kemal Abimden gelecek üç hisseli tarla parasıyla bir Doblo alacak, yapacağımız üç çocuğun ilkini bir gaç senelik alışdırma devresinden sonra dünyaya getirecektim.
Birinci çocuğa Adalet Yengem bakarken, duruma göre biz ikinci çocuğu da yapıp bu süre içerisinde büyüyen birinci çocuğu yakındaki Gönül Abla Çocuk yuvasına bırakacaktık. Adalet Yengemler ikinci çocuğu büyütürken, birincisini yuvadan alarak semtteki Sultan Murad İlköğretim Okulu'na başlatıp o arada üçüncü çocuğu yapacaktık.
Gelgelelim Selahaddin uzunca bir sessizlikten sonra yine "Bayan bu para tedavülden kalktı " dedi.
Bir süre öylece bakıştık. Ben tam kendisinin benimle olan geleceği hakkında plan kurduğunu sanıyordum ki Selahaddin, partnırım, tuttu arkamda beklemekte olan çakma sarışın karıya
"Sizin neyiniz vardı hanfendi" dedi
"Kıymalı kır pidesiynen açık ayran" demesin mi karı buna. Bu lafı vücüdünün her yeriyle tüm dişiliğini kullanaraktan dedi ama. Yuva yıkıcı doşkil.
Ben bu çakma sarışına tam "Yuva yıkanın yuvası olmaz hanım" diycektim ki Selahaddin, paçoza
" Altı lira" dedi. Işıl ışıl ışıldıyordu..
Önce erkeğimin arayışlarına sabır göstereyim, "anlayışlı karı" pozisyonunda finalde herifi bağlıyım, olmadı Selahaddin'i Kurtuluş'a Nadir Abimgilin çalıştığı taksi durağına çekeyim, Nadir Abi'yle duraktan arkadaşları bunu bi temiz dövüp bazı taksici esnafının "sarı öfkesi" ni kendisinden çıkarsınlar.
Sonra kendisini kafa sırada bekleyen taksiyle Adalet Yengemlerin Parsellerdeki giriş katına taşıyıp yaralarını sararak şevkat göstereyim. Kurbanla aramda bir "rehine sendromu" başgöstersin, herif çaresizce bana aşık olsun. Babamgilden kalan üç hisseli arsanın parasıyla düğün yapıp takıların bi kısmını evin peşinatına saydırırken, Selahaddin'in tedavi masrafları çıktıktan sonra kalanla da Doblo alırız felan diye düşünüyodum. Ancak Selahaddin, ilişkimizi temeliden bombalayacak soğuk bir tavırla
"Yoksa soona verirsin abla" dedi.
"Pes" dedim kendi kendime...Şimdi de "abla" olmuştum. O dakka planımı kurdum, Selahaddin'i Kazlıçeşme'de terkedilmiş bir fabrıka arazisine çekip Adalet Yengemin Kocası Suphi Eniştenin beylik silahıyla üç el ateş ederek vurayım. Cesedi orda bıraktıktan sonra bir süre köve gidip ortadan kaybolayım.
Dönüşte Migros'un beş parça kasasında parttime kasiyerlik yapan Şeref adlı çocukla yuva kurup üç çocuk yapayım. Adalet Yengemin Parsellerdeki giriş katına taşınıp, ilk çocuğu hemen, ikincisini iki sene sonra üçüncüsünü de birincisinin sünnetinden sonra yapayım. Birincisi askerden dönende Suphi Eniştemin "Özel Güvenlik Şirketi"nde işe sokup evereyim, o birinci çocuğunu yaptığında bizim ikinci çocuğu başgöz edeyim, ikincisinin düğününde üçüncüsü için hamamdan kız bakayım, üçüncüsünün üçüncü çocuğu olduğu sırada umreye gideyim, önce Sonra beş Parça Kasasından partnerim kasiyer Şeref sigaraya bağlı KOAH hastalığından ölsün, ben bi süre ortanca çocuğumun yanında torun torba bakayım, sonra ben de hayırlısıyla öleyim... Naapayım... Adım Nükhet, söylemiş miydim?

****

Nüket'cim yaşamının hangi bölümüne koçluk yapayım bilemedim.
Evet kadınlar erkeklere göre biraz daha detaylı düşünür ama en dobra ve en sarı halimle söölüyorum, sen abartmışsın.
Ufaktan kafa sıyrılmaya başlamış tasından, o yüzden azcık kendine bak, kendini kendine bağla, ufak sevimli şirin oyunlarla ve sürprizlerle kendini kendi elinde tut.
Saçını değiştir, küçük kırmızı iç çamaşırlar felan giy, kendinle başbaşa küçük sevimli bir butik otelde kırmızı şarap iç, rozeye temkinli yaklaş, bahar için ekose gabardin kumaşlara yönel, basenlerinden ver, ekmeği kes, lifli yi.
Yaza doğru keten kumaş, Şile ve buldan bezi sana kendini daha taze ve fit hissettirecek, kendinle olan ilişkine yepyeni bir boyut katacaktır. Organik kozalak sür, güneşe kısa aralıklarla görün görün kaç, naylom içeren terlik giyme.
Californialı İlişki Gurusu Kendikendine İlk Yardım Koçu, Kuantum Terapisti Bitki ve Taş Uzmanı, İyi Bir Eş ve Anne Julia Jeniffer Carpenter'in de dediği gibi
" Kimileyin, gelecek için yapılan planlar en fazla Şükran Günü'ne kadar ya da çarşamba günlerine kadar yapılmalıdır. Çünkü gelecekle ilgili kesin olan tek şey her çarşamba Wallmart Sebze Reyonunda Kuşkonmaz İndirimi olduğu ve Şükran Günlerinde ise tüm ailenin bir araya gelip hindi yediğidir. Diğerlerini kestiremezsiniz"
Ne güzel bir motto değil mi?
Umarım gelecek ay da görüşürüz. Sevgiyle kalın, ışık gözünüze girsin.

BU HAFTAKİ SIKILHAN/ LEMAN

- Alo Sıkılhan, dostum merhaba. Ben Enes, Enes Binsatar... Yahu senden bişey reca edeceğim, kısa bir süreliğine iki koyun güdebilir misin?
- Ehe. Peki versem sen bi sandık limon satabilir misin?
- Yok ben fevkalade ciddiyim , şaka etmiyorum... Et ithalatı içün Macaristan'dan numune koyun getirdik, ihaleye girerken komisyona gösterilecek. Yeşil Sermaye'nin Güler Sabancı'sı Behiye Büşra Uhrek Hanım'la bu işe girdik. Kendisi koyunun kaka yapıp ofisi mundar etmesinden şikayetçi. Ben 25 katlı bir TOKİ'de Behiye Büşra Hanım ise Rûbab Tower Rezidans'ta oturuyor. Ofis desen Ataşehir Cenub City Konakları'nda, yani numune koyunları ihaleye kadar besleyebileceğimiz bir bahçe yok. Sizin apartumanın âtıl duran, beton mıcır felan dökülmemiş bir bahçesi vardı, oraya bağlayabilir miyiz?
- Ayrılmayın, bağlıyorum...
- Ahaha, komiklik, gayet güzel. Bir kerresinde ünlü tüccar Ebu Hüveyye'ye esnaf olmaya hevesli gençler, bir sual sormuşlar ve demişler ki "Yaa Hüveyye, ticared dünyası bin türlü tilkilik ile dolu. Kabile reislerini hoş tutacan, payını ayıracan, gerektiğinde kuzu gibi sessizce reisten ulufe- bahşiş bekleyecen, gerektiğinde ise raakiplerinin üstüne yırtıcı bir çakal gibi atlayıp parçalayalarak ihaleden lokmanı kapıcan. Söylesene sen böylesi micadele dolu bir hayata nasıl katlanıb da başarılı oluyorsun?"... Ebu Hüveyye durmuş şöyle bir bakmış. Sonra heybesinden deve derisi bir rulo çıkartıp gençlere göstermiş. Gençler bakmışlar ki ruloda "En güzel deli ve sarhoş fıkraaları" yazıyor. O noktada Ebu Hüveyye dönmüş ve demiş ki "Mizah ile dayanıyorum, gülerek ticared ediyorum"... Ne de güzel bir kıssa değil mi?
- Ayrılmayın, gülücem...
- Mizah iyi güzel de, bizim koyunlara bakalak olucan mı yaa Sıkılhan?
- ....
- Alo... Kapadın mı gene... Bu... İşte bu... Ne bir ticared ne bir rızık... İşte isbat: Hakikaten de versem iki koyun güdemeyen bir zihniyyetsin Sıkılhan. Noolur koyunlara ihaleye kadar bakıversen. Bedava bakmaycan, komisyona hayvanları gösterdikten sonra kesicez, döş bölgesinden payını alıcan, ticaredini edicen. Amma nerdeee?. Alooğ... Alo ses versene istatükocu veled. Alo...statükocuğ.... Elitin evlaadı! Göd afedersin arkadaşım bunlar...

* * *

- Alo Sıkıl, miriba Bunalgül ban. Var ya Lost Amarikayla aynı anda bitti.
- Aynı anda olması süper. Tensel uyum...
- Hemen konuyu cinsele çekme, hayvan konakları... Bi takım insanlar cidden önam veriyodu bu diziye taam mı? Bitinca hayatımızda boşluk oluştu resman. Annem dizinin final bölümünden itibaran yemeğe başladı, haala durmadı. Büzge hayatındaki boşluğu doldurmak için ex çıktığı Doruksun'a geri dönda, Çisil saçını küt kestirdi, Çaatay torrent emiyo...
- Cümleten geçmiş olsun.

* * *

- Sıkılhan, alo, Ömür ben Ömür dayın... "Ne ezilen ne ezen hakça bir düzen" diyorum sana, gelin kucak açıyorum, kızlı erkekli bir grup buyrun gelin bizim çatı altında toplanalım. Kılıçtaroğlu Rüzgarından estireyim ben size burda. Artık bu ülkede Ali Dibocu'dan naylom faturacıdan, kalpazandan efendime sööliyim kart zamparadan şey olmasın, gelin gençlik kollarına pazu yaptırtalım, şüşürelim, semsert edelim...
- Ah be dayım rüzgar hep aynı yerine esiyo senin...Dinmiyo dinine yandığımın fırtınaları.
- Esiyo da nooluyo ağzını kırdığımın. Bi toplayıp getirmedin sizin neslin gızlarını... Gelin bak; önce yürüyüşümüzü yaparız, akşama doğru bir kıyıda soluklanılır, sonra bir gençlik ateşi, bir kutlama şenliği bir enerji, bir sinerji... Karşılıklı fikir alış verişi edilir, hedefler konur, ilerleyen saatlerde alkolun da etkisiyle... Alo? Alo kapadın mı şorşak!.. Oğlum kırsala ininsenize lan, hep kendi arağızda bi elitlik, bi seçkincilik... Al gel işte lan karıları, aloğ...

18 Mayıs 2010 Salı

Olay Yerindeki İncelemeler

Atilla Atalay'ın Usulcacık Adlı Kitabından

- Teessüf ederim yani Değer Bey.. Biz, elim bir hadiseyi, cereyan ettiği Yeniçeltek Mevkii’nde devlet adına bizzat müşahade etmeye gelmiştik.. Siz vatandaşın karşısında üzüntülü ve vakur duracağınıza, yavşak bir şekilde ve pişmiş kelle mimikleri yaparak durdunuz.. Bi ara benim bile sizi linç edesim geldi..
- Reca ederim Sabit Bey’ciim... Mamafih bi ara elimde olmadan gülümsedim.. Fekat vatandaş bize “İş işten geçtikten sonra, kınayı götünüze yakın” şeklinde bağırınca, kendimi tutamadım.. Ehöm.. Yani, şey.. Af buyrun, elimde olmadan dötünüze kına yakmaya çalışırken siz gözümün önüne geldiniz. Evvela kınayı kıvamına getirip söz konusu yerinize sürüştürdükten sonra üstüne bez bağlayıp kınanın tutmasını bekleyen görüntünüz çok komikti..
- Kabahat bende zaten Değer. Bi ara makam otomun kapısı açıldığında sana bi tekme patlatıp arabadan atarak kalabalığa parçalatmak vardı ama, kapıyı açmaya cesaret edemedim. İki dakkalığına cam üç santim açık kaldı, çırpıyla burnumu çizdiler zaten..
- Niye ööle diyosunuz Sabit Bey?.. Yüzüme üzüntülü ve fakat soğukkanlı bir ifade vermek için elimden geleni yaptım.. Yüzüm ekşisin diye çişimi tuttum, arkada dolgusu düşmüş, sinirleri açıkta bir dişim var, onu kibrit çöpüyle kurcalayıp acıttım. Gözümden yaş bile geldi.
- Haa.. Aferin, iyi halt karıştırdın.. Soona o yaşlı gözlerle gidip, olay yerinde bulunan Polonyalılar’a “Sizde deniz yatağı, uyku tulumu, kaset teyp, tornavida takımı filan yok mu? Kaçtan verirsiniz” diye sordun..
- E, naapalım Sabit Abi yaa! Dünya işleri işte.. Bu Polonyalılar yazın kampinglerde filan çok ucuza eşya satıyorlar.. Geçen yaz bunlardan deniz yatağıyla gitar aldımdı. Naapcan işte.. Bi taraftan da hayat devam edicek bi yerde.. Emr-i Hak vaki olunca hepimizin sonu aynı.. Hem bu Polonyalılar’a nooluyo ki? Niye maydonozlar? Almanlar da var, bilmem ne.. Grizu bizim.. Patlar, patlamaz.. Onlara ne.. Aslında diyorum, madem 72 millet bu kadar ilgi gösteriyo, burayı turistik korku tüneli olarak işletsek.. Yap, İşleteme, Defnet Modeli’nden daha iyidir.
- Kes sesini Değer! O dediğin 72 millete rezil oluyoruz zaten.. Dünyanın en çok grizu patlatabilen tek ülkesiyiz.
- Tam da bitakım önlemler alıyoduk halbukisi.. Ne güzel, ocağın girişine “Evvela tedbir, sonra tevekkül” hadis-i şerifini yazıp astırmıştık. Tüm ocaklar Merkezi Efsunlama Sistemi’yle efsunlanıcaktı.. Memleketimiz, jeopolitik konumu itibarıyla nazara geliyo bi yerde.. Resmen “göz var”.. Bu bakımdan maden ocaklarına nazara pek iyi gelen;
Aynaşanın, kaynaşanın
Yol üstünde oynaşanın
Elek satan kör paşanın
Cümle âlemin gözüne, tü tü tüüüü.. Tüh!..
şeklindeki tekerlemeyi de yazıp astırmak fevkalade faideli olacaktır kanaatindeyim.. Kezâ, memleketin dört bir tarafına, çanak uydu antenleri şeklinde dev nazar boncukları yerleştirmekte de, geç kalmamalıyız.. Bunu da ifade edeyim..
- Evet, demin söölediğin nazar tekerlemesini hatırladım.. Kumkapı’da yanan konfeksiyon hanını “hadise mahallinde tetkiklerde bulunmak maksadıyla” ziyaret ettiğimizde de söylemiştin... Daha sonra seni itfaiye kurtarmıştı.. Aracın otomatik merdiveniyle yerden 50 metre yükselterek kalabalığın elinden zor aldılar.. Buna rağmen, ağzına iki tane çakmak için öfkeyle 25 metre zıplayan bi herifi bugünkü gibi hatırlıyorum..
- Öhö.. Milletce birlik ve beraberliğe en çok mühtaç olduğumuz şu günlerde niye benim damarıma basıyosunuz Sabit Bey?
- Sus artık.. Maksatlı it.. Nifak tohumu.. Karanlık emel.. Seni şuracıkta buruşturur, daha sonra, bu elim hadiseden derin teessür duyar, kederli ailene ve yakınlarına başsağlığı dilerim..
- Bu bir teyp kaydı mıdır?
- Öyle Sayın Abone.. Devamı var.. Ardından, Otistik Drakulalar Derneği, senin için, “O ölmedi, ölmeyecekir de.. İçimizde, bi yere gitmedi. Şimdi buradaydı.. Birazdan gelir.. Siz şööle oturup bekleyin.. Evladım, misafire çay sööle” diye çarşaf çarşaf gazete ilanı vericekler.. Evet, bu bir teyp kaydıdır.. Hem de çok acı bir kayıt..
- Ay hihöhöhö.. Dostum Sabit Bey.. Yine aynı şey oldu, yine ciddi ciddi elinize kınayı almış dötünüze yakmaya çalışırkenki haliniz gözümün önüne geliverdi.. İhi.. Tasavvur ediniz..

9 Mayıs 2010 Pazar

YAZ BOYU MOLA


Kitap yazma neyin gibi pek meşakkatli ve hayırlı bir iş içün yaz sonuna kadan sizleri 6417 parçalık dev blog arşiviynen başbaşa bırakarak izninizi istiyor, en güzel günlerin, en güzel gecelerin sizlerin olmasını temenni ediyoruz.
Bu süre içerisinde elbette ara sıra bi takım güncellemeler felan olacak tebi, siz gene de ara sıra kapımızı tıklatın. Sonbahar'da yepisyeni bi kafaynan...
Görüşmek üzere, kalın sağlıcaklan.