BU, MİZAH YAZARLARI TARAFINDAN ÜRETİLEN BİR BLOG OLUP GAZETE ALINTILARI DIŞINDA YER VERİLEN HABERLER GERÇEK DEĞİLDİR.MİZAH ANLAYIŞI AYIRT ETME YETİSİ HENÜZ GELİŞMEMİŞ OLANLAR İÇİN ÇEŞİTLİ SAKINCALAR İÇERİYOR OLABİLİR. SİTEYE KATKIDA BULUNAN KİŞİLER, SAYFANIN SAĞ ALT BÖLÜMÜNDEKİ KÜNYEDE BELİRTİLMİŞTİR. TWİTTER'DA VE İNSTAGRAMDA HİÇ BİR ŞEKİLDE ŞUBEMİZ YOKTUR
31 Mayıs 2011 Salı
30 Mayıs 2011 Pazartesi
28 Mayıs 2011 Cumartesi
27 Mayıs 2011 Cuma
Ajda Pekkan'dan Bakan'a şaşırtan sözler "Sizin için canımızı vermeye hazırız"
Ajda Pekkan, sahneden Bakan Egemen Bağış'a da seslenerek; "Sayın Bakanım her zaman sanat ve sanatçının yanında oluyorsunuz. Muhteşem vizyonunuzla hep ülkemizin önünü açıyorsunuz. İyi ki varsınız, hep olun. Sizin için canımızı vermeye hazırız. Siz hep yanımızda olun. Allah sizi başımızdan eksik etmesin" dedi.
(Milliyet)
MUHTEŞEM YÜZYIL
(Aşk-ı Derun)
25 Mayıs 2011 Çarşamba
SIDIKA HER AY BAYANYANI DERGİSİ'NDE...
MADAM SAKA
- Sıdıka kız... Niye ööle tek başına zifiri karanlıkta oturuyosun? Odanda zenci mi saklamaya çalışıyosun? Kimse çıkar dışarı o marsığı, baban ikinizi de öldürür...
- Anne ordan baksana karanlıkta ışıldıyo muyum?
- Yok bi bok gözükmüyo, körolmayası, yakıyorum ışığı. Söyle o zenciye çıblaksa giyinsin, açıyorum.... Sahi naapıyosun kız ööle karanlıkta manyak gibi?
- Dedim ya anne, ışıldıyo muyum diye bakıyorum. Koca nükleer santral yıkıldı cayır cayır radyasyon var gezegende. Belki de öldük, "tüketim durmasın, küresel ekonomi zarar görmesin" diye bize söylemiyolar.
- Bitmedi mi kız o nükleer şeysi. Televizyon gaste felan bi gram laf etmez oldu. Survivor'daki Nihat Doğan maceralarını gösteriyo hepsi. Sen de normal insanlar gibi ööle şeyleri takip etsene. Tutturmuş gezegen de gezegen diye. Sana ne faydası var salak kızım, gezegen getirip önüne bi tas çorba mı koyuyo?
- Dikkatli düşünürsen göreceksin Safiye Saka. Herşeyi bu gezegen koyuyo önümüze. O yoksa biz de yokuz.
- Mesaj verme lan anneye. Bak koca bakan bile çıktı söyledi, "Bekarlık nükleerden daha tehlikeli" dedi. Bu da kalkmış "Ne yapsam da esnaf bi koca bulup yuvamı kursam, bir an evvel üç çocuk yapsam, beyim Doblo alsa TOKİ'ye girsek" diye düşüneceğine, galaksiyi düşünüyo.
- Bir başka bakan da sana "şişman değil şişko" dememizi söyledi ama...
- Niyeymiş bana şişko deniyomuş? Koskoca Bakan'ın işi yok da özel kalemine "Bundan böyle Safiye Saka'ya şişko densin" diye talimat mı vericek? Uydurma şimdi, konuyu dağıtma. İlmen isbatlanmış işte, bekarların düzenli bi hayatı olmadığı içün, sapır sapır dökülüp ölüyolarmış, nerde kaldı nükleer?
- Orası doğru; ölülerin düzenli bir hayatı olur bak...
- Bişiy sorucam Sıdıka; Madam Küri evli diil miymiş? Radyasyonu bulan kadın o diil mi? Madam Küri'de Mösyö Küri diye bi adamla önce yuvasını kurmuş, sonra radyasyonu bulmuş, sonra da radyasyondan ölmüş. Bak herşey sırasıynan. Madem ananı, atanı diil Madam Küri'yi örnek alıyosun kendine, ozman evvela yuvanı kur, sonra radyumla plütonyumla felan istediğin şeyle uğraşırsın, kocan izin verirse.
- Afferin kız, sen bayaa biliyosun periyodik cetveli, elementleri felan. Plütonyum dedin de mi demin?
- Ne zannettin, gençliğimde ben de altın elementiyle uğraştım. Simgesi "Au", bulmacalarda çıkar hep... Aah ah... Çok uğraştım ben altın elementiyle. Mösyö Zekeriya Saka "araba alıcam" felan diye hep yattı benim altın elementlerinin üzerine. Düğünden sonra üç bilezik, abinin ve senin doğumunda takılan çeyrek altın elementleri, hepsini yidi baban. Mösyö eşşoğleşek...
- Oh madam, neler söylüyorsunuz?
- Az bile söylüyorum senin o kazma babana. Ömrümü yedi herif altın peşinde. Düğünde takılanları anında gasp etti. Sonra anamgil ölünce iki "Ata lira" kaldıydı, baca deliğine sakladıydım. Ne dayak yedim, yerini söylemedim. Herif eve "Define bulma cihazı" getirdi, üç gün evi aradı. Tam cihaz "düt düt " etti altınları buluyodu, bi punduna getirip dışarı attım bunu. Kapıyı kitledim içerden. Terlikle vura vura cihazın düdüğünü bozdum. Merdiven dayayıp balkon camını kırdı içeri girdi. Beni döverek konuşturamayacağını anlayınca abingili sobaya atmakla tehtid etti. Abin ufak tabi o zaman odun sobasına sığıyo. Evladım mevzuubahis olunca çıkardım verdim altınları. At yarışında "hop" diye yiyip yuttu kel varil. Sonra abinin sünnetinde altı tane çeyrek altın takıldıydı. Gizli yerim olan baca deliğini öğrendi diye o altınları da bahçedeki kümese sakladım. Asla bulamaz zannediyodum ama, bir gece sansar gibi kümese dalmış sinsi herif... Sen doğduğunda ise konu komşu, akrabalar yedi çeyrek altın taktılar. Bu sefer...
- Ay yeter anne anlatma, testere filmi gibi... Aferin iyi ki bekâr kalmamışsın, düzenli bir hayatın olmuş, muntazaman dayak yemişsin Mösyö Zekeriya Saka'dan.
- Mösyö deme kız babaya. Beyimdir, nikahlı kocamdır, ben derim ama sen diyemezsin. Sehven dayak yemişim felan etmişim, ama bilimsel olaraktan bekarlardan altı sene daha fazla yaşıycam.
- Bravo madam. Sözün bittiği yerden beş durak sonraki bi yerlerden doğru konuşuyosunuz.
- Kız ikide bir madam deyip durma. Burası Kürigillerin memleketi değil. Bu topraklarda kerhane patroniçelerine felan "Madam" derlerdi eskiden. Kerhane nerde? El cevap: ailenin olmadığı yerde. Kişi evli olsa, hanımıynan veya beyiylen haftanın belli günlerinde cinsi münasebette bulunup banyosunu etse, kerhaneye niye gitsin? Her türlü melânet bekarlarlan dulların başının altından çıkıyo. "Bu çocuk bitti öbürünü yapayım" diye düşüneceğine, ota boka kafayı takıyolar işte bööle. Yok efendim nükleer santralmiş, radyasyonmuş, uranyummuş... Al o zaman kapatıyorum ışığı. Madem nükleere, enerjiye karşısın, elektrik felan sana lazımlı değil, buyur yarasalar gibi karanlıkta otur.
- Peki pencereye rüzgar gülü takabilir miyim, ordan enerji üretsem.
- Sen bilirsin, aslında bize de kolaylık olur. Karakolda "Rüzgar gülü takarken pencereden düşmek suretiyle" diye ifade veririz. Bak söölüyorum, bu ışık açılmıycak Sıdıka Saka, terlik yağdırırım kafana. Baban gelsin adama "mösyö" dediğini de sööliycem. Karanlıklar kaltağı seni. (Mayıs Bayan Yanı Dergisi'nden)
22 Mayıs 2011 Pazar
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Kaan Sezyum/Radikal: İnternet sansürü nasıl olacak?
... Şu sırada filtrelemenin ‘Romantik bir duygusallık’ olduğunu düşünenlerin dayandığı tek şey olan BTK’nın ‘Standart filtrede hiçbir şey değişmeyecek, yani şu andaki durum korunacak’ açıklaması. Uzaktan ve konuyu bilmeden bakıldığında olay gerçekten de böyle. Fakat biraz durumu biliyorsanız, ‘şu andaki internetin’ sayısı 10 binleri aşan (kimine göre 14 bin, kimine göre 60 bin), BTK tarafından ‘Erişime engelli’ siteye rahatça girdiğini de görürsünüz.
Bu engelli siteler arasında yerli-yabancı bağımsız haber siteleri, sivil toplum kuruluşları siteleri, aktivist çevreci siteleri ve hatta transseksüel forumları bile var (Forumların içeriğinde de ‘Kendime uygun boy ayakkabı nereden alabilirim?’ ya da ‘İstanbul’da gece nerelere gidebilirim, nasıl yaşarım?’ konulu yazışmalar bulunuyor).
Oysa 22 Ağustos’tan sonra bu sitelerin hiçbirine, hiçbir şekilde girilemeyecek. Çünkü bu tarihten itibaren DNS değiştirmek ve ‘şu andaki internete’ erişmek imkansız hale gelecek. Bu böyle bilinsin.
Tabii ki ‘Sansür yoktur’ diyebilmek için, DNS değiştirdiğinizde size değil, servis sağlayıcınıza bir yasal yükümlülük doğacak. Doğal olarak ISS’niz de sizin yüzünüzden zor durumda kalmamak için DNS değiştirmenizi geçersiz kılarak, sizin erişeceğiniz içeriği devletten gelen listeye göre düzenlemeye, filtrelemeye başlayacak.
Servis sağlayıcınız DNS değiştirmenizi de etkisiz hale getirecek, hatta bu denemelerinizi raporlamak zorunda bile kalacak. Bu, sağ ayakla sol kulağı göstermek olsa da sol kulağın memesinde ne yazık ki ‘sansür’ yazıyor olacağından gayet iyi niyetle yaptığımız çocuğumuzun adı yine sansür olacak.
İnternet-sansür-filtreleme üçgeninde kaç haftadır aynı şeyleri yazmaktan sıkıldığım için bu konuyla biraz daha ilgilenenlerin görüşlerini sizlere aktararak, karışık kafaları aydınlatma operasyonuna başlamak istiyorum. Alternatif Bilişim Derneği’nin hazırladığı ‘BTK’nın açıklamalarına yanıt’ başlıklı yazıda durumumuz çok net anlatılmakta:
Her şeyden önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) internet ortamının altyapı düzenleyici kurumu olduğu bilinmelidir. Dolayısıyla, internet ortamını ‘sözde güvenli’ kullanım adı altında ‘filtrelemeye’ hukuken ne yetkilidir ne de görevlidir.
Söz konusu kurul kararının, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 4. ve 6. maddelerine dayandığı iddia edilse de, aslında bu maddeleri açık biçimde ihlal etmektedir. Bu kurul kararına kısaca bakacak olursak:
Kurum tarafından oluşturulacak beyaz ve kara listelerin hangi unsurlar gözetilerek hazırlanacağı bilinmediğinden, şeffaflık [1], sınırlamanın objektif nedenlere dayanması [2] ve yapılacak düzenlemelerde tarafsızlığın sağlanması [3];
Kara listede yer alan herhangi bir site için itiraz prosedürü açıklanmadığından, şeffaflık [4];
Oluşturulacak profiller üzerinden süzülmüş bir içeriğin, kullanıcılara zorunlu olarak sunulması nedeniyle, uluslararası normlara uygunluk [5];
Teknik olarak, İnternet Servis Sağlayıcıları’nı (İSS) kullanıcının bağlanmak istediği içeriği önce listelerden denetleyip, sonra bağlanmasına olanak tanımak zorunda bıraktığı için, bilgi güvenliği ve haberleşme gizliliğinin gözetilmesi [6];
Kararlar yurtiçindeki yer sağlayıcıları bağladığından, yurtdışındaki yer sağlayıcıların rekabet avantajı elde etmesi ve ‘Yurtiçi profil’de yurtdışındaki yer sağlayıcıların yer alamaması nedeniyle, adil rekabet ortamının tesisi [7];
İSS’leri, filtre aşma yöntemlerini engellemek ve sonuçları kuruma bildirmekle yükümlü kıldığı için ve söz konusu sonuçların hangi verileri içermesi gerektiği belirtilmediği için, kişisel veri gizliliğinin korunması [8] ihlal edilmektedir.
[1] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (e)
[2] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (d) ve (e)
[3] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (j)
[4] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (e)
[5] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (f)
[6] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (j) ve Madde 6 (c)
[7] 5809 sayılı kanun, Madde 6 (1) a ve b
[8] 5809 sayılı kanun, Madde 12
Bu engelli siteler arasında yerli-yabancı bağımsız haber siteleri, sivil toplum kuruluşları siteleri, aktivist çevreci siteleri ve hatta transseksüel forumları bile var (Forumların içeriğinde de ‘Kendime uygun boy ayakkabı nereden alabilirim?’ ya da ‘İstanbul’da gece nerelere gidebilirim, nasıl yaşarım?’ konulu yazışmalar bulunuyor).
Oysa 22 Ağustos’tan sonra bu sitelerin hiçbirine, hiçbir şekilde girilemeyecek. Çünkü bu tarihten itibaren DNS değiştirmek ve ‘şu andaki internete’ erişmek imkansız hale gelecek. Bu böyle bilinsin.
Tabii ki ‘Sansür yoktur’ diyebilmek için, DNS değiştirdiğinizde size değil, servis sağlayıcınıza bir yasal yükümlülük doğacak. Doğal olarak ISS’niz de sizin yüzünüzden zor durumda kalmamak için DNS değiştirmenizi geçersiz kılarak, sizin erişeceğiniz içeriği devletten gelen listeye göre düzenlemeye, filtrelemeye başlayacak.
Servis sağlayıcınız DNS değiştirmenizi de etkisiz hale getirecek, hatta bu denemelerinizi raporlamak zorunda bile kalacak. Bu, sağ ayakla sol kulağı göstermek olsa da sol kulağın memesinde ne yazık ki ‘sansür’ yazıyor olacağından gayet iyi niyetle yaptığımız çocuğumuzun adı yine sansür olacak.
İnternet-sansür-filtreleme üçgeninde kaç haftadır aynı şeyleri yazmaktan sıkıldığım için bu konuyla biraz daha ilgilenenlerin görüşlerini sizlere aktararak, karışık kafaları aydınlatma operasyonuna başlamak istiyorum. Alternatif Bilişim Derneği’nin hazırladığı ‘BTK’nın açıklamalarına yanıt’ başlıklı yazıda durumumuz çok net anlatılmakta:
Her şeyden önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) internet ortamının altyapı düzenleyici kurumu olduğu bilinmelidir. Dolayısıyla, internet ortamını ‘sözde güvenli’ kullanım adı altında ‘filtrelemeye’ hukuken ne yetkilidir ne de görevlidir.
Söz konusu kurul kararının, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 4. ve 6. maddelerine dayandığı iddia edilse de, aslında bu maddeleri açık biçimde ihlal etmektedir. Bu kurul kararına kısaca bakacak olursak:
Kurum tarafından oluşturulacak beyaz ve kara listelerin hangi unsurlar gözetilerek hazırlanacağı bilinmediğinden, şeffaflık [1], sınırlamanın objektif nedenlere dayanması [2] ve yapılacak düzenlemelerde tarafsızlığın sağlanması [3];
Kara listede yer alan herhangi bir site için itiraz prosedürü açıklanmadığından, şeffaflık [4];
Oluşturulacak profiller üzerinden süzülmüş bir içeriğin, kullanıcılara zorunlu olarak sunulması nedeniyle, uluslararası normlara uygunluk [5];
Teknik olarak, İnternet Servis Sağlayıcıları’nı (İSS) kullanıcının bağlanmak istediği içeriği önce listelerden denetleyip, sonra bağlanmasına olanak tanımak zorunda bıraktığı için, bilgi güvenliği ve haberleşme gizliliğinin gözetilmesi [6];
Kararlar yurtiçindeki yer sağlayıcıları bağladığından, yurtdışındaki yer sağlayıcıların rekabet avantajı elde etmesi ve ‘Yurtiçi profil’de yurtdışındaki yer sağlayıcıların yer alamaması nedeniyle, adil rekabet ortamının tesisi [7];
İSS’leri, filtre aşma yöntemlerini engellemek ve sonuçları kuruma bildirmekle yükümlü kıldığı için ve söz konusu sonuçların hangi verileri içermesi gerektiği belirtilmediği için, kişisel veri gizliliğinin korunması [8] ihlal edilmektedir.
[1] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (e)
[2] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (d) ve (e)
[3] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (j)
[4] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (e)
[5] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (f)
[6] 5809 sayılı kanun, Madde 4 (j) ve Madde 6 (c)
[7] 5809 sayılı kanun, Madde 6 (1) a ve b
[8] 5809 sayılı kanun, Madde 12
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







